Öne Çıkanlar siyaset spor aref gülyalı muhasebe

Bu haber kez okundu.

ADIGÜZEL’İN BASIN TOPLANTISINDAN NOTLAR

“Ülkemiz fındıktan 2-3 milyar dolar kazanırken bir İtalyan  firması aynı fındık üzerinden 15-20 milyar dolar kazanmaktadır. Geçen yıl piyasada fındık 18 TL iken hükümet 16,5 TL fiyat verdi.Şimdi yine fındık 18 TL ben en az 20 TL olmalıdır derken, bazı siyasiler 16-17 TL den bahsediyordu. Eskiden 1 kilo fındık ile 18 kilo patates, 25 kilo soğan alınıyordu. Aslında bu hesapla bakarsanız fındık en az 50 TL olmalıdır. Bizim 16 TL ye sattığımız fındık Ukrayna’da 240 TL Almanya’da 190 TL’dir  

Bütün bu işler neden üreticimiz ve ülkemiz aleyhine işliyor. Fiskobirliğin devre dışına çıkarılması, Oltan Gıdanın borca batırılıp, İtalyan firmasına satılıp bu firmaya ihracat yetkisi verilmesi dönüm noktasıdır.

Bu İtalyan firması  her sezon öncesi rekolte oyunları yapıyor. El altından piyasaya, iş birliği yaptığı yerli firmalar aracılığıyla düşük fiyattan fındık veriyor. Geçen yıl Türk fındığında ilaç olduğunu bile iddia  etti.  Geçen sezon öncesi bazı siyasilerin “ TMO piyasaya fındık verirse şöyle yaparım böyle yaparım “ demesinin ertesi günü  TMO dan 12 TL ye 70 bin ton fındık bu firmaya satıldı .Bu firma sezon öncesi  fındığa ihtiyacım yok, şeklinde beyanatta bulundu. Stokların boşaldığı ve Avrupa’dan yüksek talep beklenen bu senede Avrupa’ya 300 ton fındık sürerek talebin önünü kesti. Bu tür oyunlarla fındık fiyatını düşük tutmaya çalışıyor.

Bu İtalyan firması 11 milimin üzerindeki fındıkları kullanıyor,11 milimin altındaki fındıkları Avrupa'daki sanayiciye veriyor, bizim yerli sanayicimize vermiyor. Çünkü yerli sanayiyi bitirmek istiyor. Bu TMO da aldığı bütün fındığı bu Ferrero ve yandaşlarına veriyor. Bizim yerli sanayicimiz, TMO'dan fındık istediği zaman depolar kapatılmış.  Bu sene TMO 80 bin ton fındık aldı. Ferrero, o fındığı da kendi fındığı gibi görüyor.

Hâl böyleyken geçtiğimiz günlerde İtalyan firmasından yetkili, Cumhurbaşkanlığının ilgili birimine gidip bir talepte bulunduktan sonra Cumhurbaşkanlığından bir yetkili – ismi bende var- Ordu'ya geliyor, Ordu'da bu firma adına 60 dönüm arazi arıyor. Şimdi de kırma işine giriyor, natürel fındık işine, tüccarlığa soyunuyor. Günlük 500 ton kapasiteli robotik kırma  ve stratejik depolama tesisi kurmaya hazırlanıyor. Bu tesiste istihdam olmayacak belki en fazla 100 tane teknisyen çalışacak ama Ordu'da bu kırma sanayisinde çalışan  7.500 işçi ve  3 bin de manavlarda  10 binin üzerinde -sadece Ordu'da- insan işsiz kalacak. Zaten Ordu’da 10 tanesi OSB de olmak üzere toplam 24 tane kırma fabrikası kaldı.

Yabancı yatırım bir ülkeye ancak orada o sektörde eksiklik varsa girmelidir ama yabancı yatırım gelip o ülkedeki yerli sanayiyi bitirmek için girmemelidir. Tütün böyle oldu. Şeker böyle oldu. Fındık da böyle olmasın çünkü FINDIK BU ÜLKENİN NAMUSUDUR. Bu görevlinin Ordu’ya geldiğini Ordu Valisi, bazı Milletvekilleri dahil bir çok kişi biliyor, hatta Berat Albayrak Ordu’ya geldiğinde bu konu gündeme gelmiş. Kapı kapılar ardında konuşacağınıza kamuoyunu bildirsenize kimden neyi saklıyorsunuz.

Biz Ordu’da bu girişime karşı durduğumuzda zannedilmesin ki Samsun’da Giresun’da yapabilecekler. Bütün Karadeniz de  CHP Milletvekilleri ve millet olarak karşı topyekün karşı koyacağız.

Bu İtalyan firması fındığı başka yerde yetiştirmek adına Gürcistan'da fındık dikti, Balkanlar'da dikti, Şili'de dikti, Arjantin'de dikti, olmadı, şimdi de fındığın ana vatanı toprağımıza göz dikti. Tarlada 40 bin üreticiyle anlaşma yaptı. Eğer bu üretici sayısını 120 bine çıkarırsa zaten kimseye ihtiyacı kalmayacak, Ziraat Odalarına da ihtiyaç kalmayacak.

Şu anda ülkemizin 70 bin hektar yani diğer bir deyişle 700 MİLYON METREKARE VATAN TOPRAĞI İŞGAL ALTINDADIR. Atalarımız buraları özgür kılmak için bedel verdi can verdi. Şimdi bu İtalyan firması adeta burada Doğu Roma imparatorluğu kurmak üzere.

Bu firma bu işi burada tek başına yapmıyor , kendine yandaş iş birlikçileri var. Fındığı piyasaya bunlar eliyle veriyor. İhracatçı birliklerinde bunlar eliyle güç odağı haline geliyor. Kurtuluş Savaşında da Mustafa Kemal’e “Kazanamayız İngiliz ve Amerika ile iş birliği yapalım”  diyen bir grup vardı. Onlara biz “İngiliz ve Amerikan mandacıları” diyoruz. İşte bu İtalyan firması ile bu günlerde iş birliği yapıp fındığın altını oyanlara da ben İtalyan mandacıları diyorum.

Güya  fındık serbest piyasada. Serbest piyasa falan yok, piyasa serbestliği var. Kural yok, denetim yok, Bu İtalyan firması tuttuğunu öpüyor.

Bütün bunlar olurken Rekabet Kurulu ne iş yapıyor? Rekabet Kuruluna daha önce defalarca başvurduk fakat bir ses çıkmadı. Rekabet kurulu  derhal Karadeniz’e, Ordu’ya gelip bu rezalete son vermelidir. İnsanları dinlemelidir. Ya da  derhâl  enerji piyasasındaki EPDK gibi, bankadaki BDDK gibi, FPDK, fındık piyasası denetleme kurulu acilen kurulmalıdır. Bu piyasadaki Ferrero terörüne son verilmelidir.

Devlet kurumları ve devlet kurumlarının görevlileri de bu yabancı firmaya ayakçılık yapmaktan vazgeçmelidir.

Bölgemizde bir de 2B (Orman vasfını yitirmiş araziler)  sorunu var. Bunların sahiplerine verilmesi için belirlenen bedeller bölgemiz ve günümüz ekonomik koşullarına göre oldukça yüksek gelmektedir. Vatandaşlardan yoğun bir şekilde şikayet alıyoruz. Şu anda fiyat yüksekliği nedeniyle hiç başvuru yapılmayan ilçelerimiz var. İlgililere sorulduğunda  fiyatların TÜFE –TEFE’ ye oranla belirlendiğini ve adil olduğunu iddia ediyorlar. Halbuki yerel seçimler öncesi -tarihte vereyim-

8 mart 2019 da AKP Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Hilmi Güler 2B arazilerinin fiyatlarının yüksek olduğunu, Orman Genel Müdürüne bunu dile getirdiğini , önümüzdeki günlerde Valilikçe kurulacak komisyonun tekrardan çalışma yaparak fiyatları düşüreceğini söyleyerek “şimdiden bunların müjdesini veriyorum” demiştir. Büyükşehir de onlar, hükümet de  onlar.

Lütfen sözünüzü tutun, gereğini yapın, mağduriyeti giderin.”

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.