Öne Çıkanlar Anıtkabir Sedat Keskin ERKAN GÜLDEREN ORDU İL KÜLTÜR VE TURİZM MÜDÜRÜ Kent Konseyi Başkanı Ömer Aydın siyaset

Bu haber kez okundu.

“FINDIĞIMIZIN SÖZ SAHİBİ OLALIM”


“Biz fındığın artık değerinin ve hakikaten bizim kontrolümüzde olması gerektiğiyle alakalı bilince sahip olmamız gerektiğini düşünüyorum”

Akça, “Ben göreve geldiğim ilk zamanlarda da fındıkta milli bir politikanın oluşturulmasıyla alakalı görüşlerimi ve düşüncelerimi beyan etmiştim. Fındığın geleceğiyle alakalı bana göre olmazsa olmazdır. Fındık biliyorsunuz, yüzde 90'ı ihraç edilen bir tarım ürünü. Artık tarım ürünü demekten ziyade hakikaten çikolata sanayinin çok önemli bir mamul ürünü. Dolayısıyla biz artık fındıkta oyun kurucu olmamız gerektiğini düşünüyorum ve fındık piyasasını bizim yönlendirmemiz gerektiğini düşünüyorum. Fındık eğer ihraç ediliyorsa, ihraç edildiği para birimi üzerinden sabit bir fiyata endekslenmesi gerektiğini düşünüyorum. Yani bu komisyonların oluşturulacağı vereceği bir karar sonucunda belli bir dolar karşılığı sabit bir fiyatı belirlenir. Senelere sarih bu fiyat devam eder gider. Üretici bahçesine girdiği zaman, gübresini attığı zaman, ilacını attığı zaman, fındığını topladığı zaman ben bu ürünü kaç liraya satabileceğim endişesi taşımaması gerekir. Fiyatının ne olacağını bilecek ve ona göre fındığın verimini ve kalitesini arttırabilmek için neler yapması gerekiyorsa ona yönlenecek. Diğer angarya işlere kafasını yormayacak.   Dolayısıyla fındığın hem verimi hem de kalitesi artacak bize göre” diye konuştu.

“ÖZELLİKLE SANAYİCİMİZ YATIRIM YAPMA HEVESİ İÇİNDE OLACAK”

Konuşmalarına, Olmazsa olmazımız dediğimiz sanayicimiz ve ihracatçımız da özellikle sanayicimiz yatırım yapma hevesi içinde olacak diyerek devam eden Başkan Akça, “ fiyatı belli olan bir ürün olursa. Yani dolar üzerinden bir fiyatı belirlediniz. Biliyorsunuz bizim memleketimizde fındıkla alakalı özellikle mamul maddeye dönüştürmekle alakalı çok sayıda tesisimiz yok. Bunun sebebi de ben sanayicinin önünü görmediğiyle alakalı olduğunu düşünüyorum. Çünkü bu sene fındık fiyatının ne olacağını kestiremeyen, 10 sene sonra fındık fiyatının ne olacağını kestiremeyen bir sanayici bu sektöre yatırım yapmaktan uzak duruyor. Eğer fındık fiyatı belli olursa senelere sarih olarak sanayici de önünü göreceği için 10 sene sonra bu fındığı neye alacağını bileceği için bana göre değirmen tabir ettiğimiz o sistemden fındıktan mamul madde üretmek ve çok daha fazla kazançlar elde edebilmenin hesaplarını yaparak yatırım yapacaklar. Aynı şekilde ihracatçı da neye alıp neye satacağını bildiği için o kısır döngünün içerisinde 3-5 tane Avrupa ülkesine fındık pazarlayacağız veya tekelci firmaya fındık vereceğiz çabası içinde olmaktansa fiyatını bildiği ürünü çok daha yaygın bir şekilde diğer dünya ülkelerine de pazarlama imkanına sahip olacaklar. Ben bunun gerçekleşmesi için Türkiye Cumhuriyeti Devletinin ve hükümet edenlerin bir an önce hiç vakit geçirmeden bu konuyu çözüme kavuşturmaları ve üreticinin sanayicinin ihracatçının önünü açmaları gerektiğini düşünüyorum. Ve onlara çok büyük görevler ve sorumluluklar düşüyor. Tabii biz inşallah bu konuların takipçisi olacağız. İkinci ve en önemli konu bana göre fındığın kurtuluşu, fındığın hakikaten hak ettiği değeri bulabilecek bir organizasyon fındık organize sanayi bölgelerinin kurulması gerektiğini düşünüyorum. İhtisas organize sanayi bölgesi fındık organize sanayi bölgesi olarak kurulması gerektiğini düşünüyorum. Bu çok  nemli. Çünkü fındık organize sanayiyi kurarken buraya yatırımcı yapacak yatırımcıların tek şartı şu olması gerektiğini düşünüyorum. AR-GE'lerin, oluşturmuş, fındıktan mamul madde üretecek, fındıktan katma değeri yüksek ürünler üretebilecek firmaların ve girişimcilerin o organize sanayide olmaları gerektiğini düşünüyorum. Buna bir ön açılırsa böyle bir uygulama yapılırsa şuna inanıyorum, fındığı artık ham madde olarak satmak yerine aldığımız TÜK verilerine göre 500 bin ile 600 bin ton arasında her sene fındık ihraç ediyoruz. Burdan da ortalama 2 milyar dolar gibi bir gelir elde ediyoruz. Ve tabiri caizse şapkamızı da göğe atıyoruz, çok para getirdik diye. Ama biz bir yanılgının içindeyiz” şeklinde konuştu.

“DÖVİZ ELDE EDECEĞİZ”

“Eğer fındık organize sanayi bölgelerini kurabilirsek biz fındığı ham madde olarak satmak yerine mamul madde olarak satmanın hesaplarını yapacağız” vurgusu yapan Akça, “fındıktan 15-20 milyar dolar gibi bir gelir, döviz elde edeceğiz. Atı bu bölgelerde hakikaten istihdamı arttırarak işsizliğin de önüne geçmiş olacağız. Çünkü bizim fındık bölgelerimizde ağır sanayinin kurulma şansı yok. Ham madde elimizde. Elimizde olan ham maddenin sanayisini kurmamız gerektiğini düşünüyorum. Bunun için şu anda Ordu'da bir fırsat var. Bu fırsatı da değerlendirmek istiyoruz. Ben buradan Sayın Cumhurbaşkanıma, sayın Sanayi Bakanım, sayın TArım Bakanıma ve fındık bölgesindeki ilgili tüm yetkililere bir çağrıda bulunmak istiyorum. Gelin hep beraber el ele verelim. Fındığı artık ham madde olarak ihraç etme yerine mamul maddeler üretecek, katma değerli ürünler üretecek bir konuma getirelim.” Dedi. 

Son zamanlarda şiddetli kar ve tipi nedeniyle fındık bahçelerinde Zirai Don’un görülmesi ise oldukça beklenen bir durum. Fındıkta Zirai Don ile ilgili açıklama da yapan Akça, “Bu günlerde artık fındıkta oluşan don ihbarlarını almaya başladık. Gerçi Altınordu olarak konuşursak çok sıkıntı içerisinde olduğumuzu düşünmüyorum ama yüksek kesimlerde özellikle Fatsa ve Ünye taraflarında şu anda zirai don ile alakalı bir sıkıntı oluştuğunu görüyoruz. Bize gelen haberlerde özellikle batı bölgesinde hatırı sayılır bir zirai don olduğu söyleniyor ama henüz bunu birebir teyit etmiş değiliz. Yarın ziraat mühendislerimiz ve bizler sahada olacağız bir çok yeri gezeceğiz ve bu tespitleri yapmaya çalışacağız. Zirai don ile alakalı bir sıkıntı oluşmuşsa da üreticilerimizi bilgilendireceğiz.” Diye konuştu. Haber: Sibel YILMAZ 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.