İlk, ORDU’NUN GÜLŞENLERİ, sonra; İŞTE, BÖYLE BİR ORDU dedik ve 13 Mart günü 1,5 saat içerisinde hemşeri yazarlar grubuyla yaşadığımız tepkisel yazışma trafiğimizi, daha doğrusu fırtınayı aktardık. Bugün 14 Mart, yazışma anlamında sâkindi; lâkin bizim bir etkinliğimiz vardı.

PAYLAŞMAZ (MI?) OLAYDIK!

Program sonrası; inanın, aklımızda hiçbir şey olmadan, bir müjde olacağını, kültürel faaliyet olarak sevinçle karşılanacağını umarak etkinliğimizi Facebook’tan ayrı olarak fotoğraf ve videolarıyla bu WhatsApp grubunda da paylaştık. Sonuçta burası bizim de içerisinde bulunduğumuz bir yazarlar sitesi. Haberin metni şöyleydi:

BOZTEPE KİTAP, ENSAR KAHVE…

Nuri KAHRAMAN 14 Mart 22: Türkiye Dil ve Edebiyat Derneği (TDED) Ordu Şûbemizin düzenlediği İstiklâl Marşımızın Temel Mefhumları konulu sohbeti ve içinden bir şiiri okumak sûretiyle imzalayıp takdim ettiği yeni kitabı dolayısıyla Eğitimci-Şâir-Yazar Ahmet ÇAKIR Bey'e ve tüm katılımcılara, hizmet edenlere, programın başında İstiklâl Marşımızı ezberden okuyan yavrumuz M. Yusuf KILIÇ'a teşekkür eder, daha nicelerine muvaffak olmamız niyâzıyla kendilerine ve tüm emeği geçen, katkıda bulunanlara sıhhat-âfiyetler üzere hayırlı uzun ömürler diler, cümleye içten sevgiler-saygılar sunarız... 23.12”

BİR VÂVEYLÂDIR KOPTU!

Neyse, paylaşım geç vakitte olduğu için o gün ses çıkmadı. Çıkması da gerekmiyordu esasta. Belki olumlu tepkiler gelebilirdi gelse de. Ama hiç te öyle olmadı; bir vâveylâdır koptu. İnanın ki hiç beklemiyordum. Çünkü birkaç gün önce Üniversite’den Öğretim üyesi yazar arkadaşlardan benzer şekilde Mehmet Âkif ve İstiklâl Marşı konulu paylaşımlar oldu. Bu işte biz de varız, işte biz de bunu yaptık şekliyle memnûniyetle karşılanacağını beklerken, işte buyrun ve de hani ne derler; burdan yakın! Ama, mesele paylaşım falan değil tabiî, onlar işin hikâye tarafı! İşte buyrun:

ENSAR MI? AMAN BİZ YOKUZ!

CEYLAN YAZAR: 15 Mart 22 13.06 Ensar yazısını görünce bir rahatsızlık duydum. Ben cíkıyorum vatsap grubundan.”

BAŞ YAZAR: Hiç kimsenin bize kendi dini yorumlarını dikte etmesine, kem kum etmelerine ihtiyacımız yok. HERKES KENDİNDEN SORUMLUDUR. http://www.???.com/2017/03/inanc-dunyamz-nasl-sekilleniyor.html?m=1

HEPSİ DE UZMAN, HEPSİ DE ULEMÂ?!

ŞİMŞEK YAZAR: “Peygamber zamanında olmayan dine sonradan sokuşturulan ne varsa hepsinin dinden çıkarılması ilk yapılacak iş olmakla birlikte yeniden Kurana uygun dinin özüne dönüş olur. Akla yer vermeyen din, din olamaz. Yaşar Nuri ise bir İslam filozofudur. Allah rahmet eylesin Mekanı cennet olsun inşallah. Yaşarken kıymeti bilinmedi bir sürü selefi İslam savunucusu din sömürücüsü ve Arap sevicisi kendini yeniden sorgulaması gerekmektedir. İslam alemi haline bakıp bunun asıl sorumlularının ülke yöneticileri ve din adamları olduğunu ne zaman öğrenecek merak ediyorum.”

ONLAR DÜRÜST; YA GAYRILAR?!

“Çok şey yazarım ama yeri değil. Mitat abi belki birileri kendini sorgular. Tebrik ediyorum.” 16.50

KURT YAZAR: “Üstat mevcut durumdan nemalanan kesimin hışmına uğramayasin aman ha”

BAŞ YAZAR: “İlhan bey, demirden korkan trene binmez.”18.15

CEVAP: İroni üstat elbette dürüst insanlarda cesur olmali 18.20 https://youtu.be/nkOSc9PvE18

GRUPTAN AYRILAN AYRILANA!

YILMAZ YAZAR: “Değerli dost ve arkadaşlarım kuruluş aşamasından bugüne kadar olan derneğimizden ve bu kurmuş olduğu watsap grubumuzun çizgisinin dışına çıkmış olduğu gerçeği açıktır. Kimseyle tartışacak değilim. Bana hakkını helal edene helal ederim.. Saygıyla Sevgiler sizlere çalışmalarınızda başarılar dilerim….” Dernek Kurucu Üyesi

M. ÂKİF, KÜLTÜR-SANAT DEĞİL Mİ?

YILDIZ YAZAR: Edebiyat, Şiir, Sanat, Kültür… Var mı burada? Bu dernek ne için kuruldu? Neyi amaçlıyor? Burası yalnızca üyeler arası iletişim için, dernek çalışmalarına katılım sağlanması, çalışma ve ortak amaca yönelik işlerden üyelerin haberdar edilmesi ve yönetimsel etkinlik ve duyurular için var olan bu grubun amaç dışı kullanılmaması gerekir. Daha önce de düşüncemi yazdım bu konuda. Ama bu tarz işler tükenmiyor, bitmiyor. Vazgeçilmiyor.

Oldukça nazik ve hassas cümlelerle yazdığım önceki yazıma karşılık, isim vermeden ölçüsüz/orantısız tepki verildi. Neyse. Onu da geçelim.”

IŞIK OLACAK, NUR OLMAYACAK; ÖYLE Mİ?!

“Zerre kadar ihtiyacım olmadığı halde tüm iyi niyetlimle derneğe üye oldum, faaliyetlerine katılmaya çalıştım. Derneğe katkı yapmaya çalıştım. Üyeler kazandırdım. Aidat ödedim ve ödenmesi için gayret ettim. Arkadaşlar uygun görmüşler, önermişler, yönetime seçtiler. Tüm iyiniyetlimle orada da katkı vermeye uğraşıyorum.

İnsanlara yararlı olmak istiyorum. Belki birilerine ışık tutarız, yol açarız, zemin oluruz, diye yaklaşımım ve umudum vardı… Ama gördüğüm kadarıyla işler farklı gidiyor ve öyle gidecek. Burada birşeyleri başarmak oldukça güç olacak…”

DURUM VAHİM, MEVZÛ CİDDÎ, İŞ MÜŞKİL!

“Niye bu dernekteyim? Niye yönetimdeyim? Bu dernekteki varlığım ve hele hele yönetici sıfatı taşımam oldukça saçma bir durum gibi görünmeye başladı. Ciddî ciddî bu durumu sorguluyorum.

Düşüneceğim ve kararımı bildireceğim. Saygılarımla… 20.45”

GÜR YAZAR: “Beyler lütfen, şu güzide derneği, belli bir kurumun yayın organına dönüştürmeyelim, dini ve siyasi konuları paylaşmayalım.”

BAŞKAN MESELEYE “VAZ’-I YED” EYLEDİ…

Başkan bey: “Değerli arkadaşlar! Web dergi çalışmalarımız bitmek üzere. Bundan sonra bu sayfa sadece üyelere yönelik dernek faaliyetleri ile ilgili bildirim amaçlı olarak devam edecektir. Şahsi paylaşımlara kapatılacaktır.

Zira arkadaşlarımız arasında paylaşımlar kaynaklı tartışmalar hiç arzu etmeyeceğimiz bir şeydir. Bizim ortak paydamız Kültür, sanat ve edebiyattır.

Ve bu noktada birlikte güzel çalışmalara yoğunlaşmış olmamız gerektiğini düşünüyorum. 21.11”

IŞIKLARDA (MI?) UYUSUNLAR!

Başkanın bu açıklamayla meseleye el koymasından kısa bir zaman sonra üyelere paylaşım kapatıldı! Bu hikâye de burada bitti! Şimdi herkes kendi yoluna. Artık, ne ışık tutup yol açanlar var ne de nur demeti sunanlar sitede. Herkes yeterince aydınlanmış.

Evet, herkes yeterince aydınlanmış ta, elektrik kesilince ya da güneş üzerimize kapatılınca n’olacak? Aydınlattığını sanan dünyâ yazarları öteye kendileri için olsun bir mum götürebildiler mi acaba?

BİR KARA TAŞ; HİÇ UMMADIĞIN!

Neyse, biz Ordu’dan hep kovulmadan yazıyı bağlayalım da, yine de söylemeden geçemiyoruz ki, Allâh aşkına bu paylaşımlarda ne var da böyle tepkiler veriliyor?

Hele bir tânesi, İmam-Hatip Liselerinde yıllarca öğretmenlik yapmış, halim-selim bir kişilik gibi, bu anlamda biraz yakınlık ta duyuyorduk; atalarımız ne demişti; ummadığın taş baş yarar! Aynen öyle oldu. Ensar kelimesine ilk tepki koyan, çakmağı çakan o. Demek ki her şey görüldüğü ve de sanıldığı gibi olmuyor!

İŞİN AÇIKÇASI:

Ha, onu açıklamadık; mesele şu: Biz bu Mehmet Âkif Programını Ensar Vakfı’na âit Boztepe Kitap-Kahve’de yapmıştık. Her ne kadar kürsü ve yan taraflarında bizim kendi derneğimiz TDED’in flamaları bulunsa da kıyıdan-köşeden Ensar’a âit kimi yazılar da gözükmüş ister-istemez. Nasıl görmüşler, ne kadar dikkâtliler mâşâllâh?!

ENSARI SEVMEYEN NUSRET BULAMAZ!

Ondan sonra da bu yazışmalar çıkıyor ortaya. İşte durum bu. Ordu toplumu olarak genel îtibârıyle hâl-i pür'melâlimiz böyle. Ne diyelim; bizler ismini, Rabbimizin Kur’an’da övdüğü Peygâmberimiz SAV in ashâbı Ensar’dan alan bir vakfın çatısı altında bulunmaktan çok mutluyuz. Bunu hiçbir şeye değişmeyiz. Rabbimizden niyâzımız da emânetini bizden Ensar hüviyetiyle alması ve bizi sonsuzda Efendimiz SAV in Ensârıyla haşr’eylemesi. Âmin…

GÜZEL YOLCULUK, SONSUZ MUTLULUK…

Değerli dostlar; aslında söylenecek çok söz var da, olayı not düştükten sonra gerisini okuyuculara ve târihin takdîrine bırakalım.

Bu duygu ve düşüncelerle sözü bağlarken, Yüce Mevlâ’dan bizleri Ensar-Muhâcir ruhuyla yaşatması ve sevdikleri arasına katması niyâzıyla cümleye hayırlı, güzel günler, sevdikleriyle berâber sonsuz mutluluklar; hepinize kâlbî sevgiler-saygılar wes’selâm…