26 Eylül'de Büyük Marmara Fay Hattı üzerinde, İstanbul'da 5.8 şiddetinde gerçekleşen deprem, sadece zemini değil yüreğimizi de sarsmıştır. Çünkü İstanbul ve civar illerde hissedilen bu deprem, onca acı tecrübeye rağmen afetlere karşı gereken önlemlerin hiçbirinin alınmadığını bir kez daha yüzümüze tokat gibi vurmuştur.

Yerleşim yerlerinin yanında afet toplanma alanı olarak belirlenen kritik noktaların çoktan ranta açılması, vatandaştan toplanan deprem paralarının ‘duble yollar’ gibi seçimlerde iktidarın sakız ettiği icraatlara harcanması, 21. yüzyılın Türkiye'sinde yurttaşımızı canından endişe edecek halde bırakmıştır.

Evi depremde hasar gören yurttaşlar, güvenlik incelemesi talep ettiğinde devletin tüm kurumları topu birbirine atarken, kamu binaları için de durum vahimdir. Bilindiği üzere depremin hemen sonrasında İstanbul'da veliler okullara akın etmiş ve çocuklarını almaya çalışmıştır. İstanbul Valiliği de ağır hasarlı ve az hasarlı toplam 29 okulda, 30 Eylül 2019 Pazartesi günü eğitim-öğretime 1 gün ara verdirmiştir. Sonrasında ise bu okulların öğrencilerinin civardaki başka okullarda eğitime devam edeceği açıklanmıştır. Bu 30 Eylül'deki durum bile, okul binası kötü durumda olan okullara dair onca yıldır bir şey yapılmadığını ortaya koymuştur. 26 Eylül'deki deprem daha şiddetli olsaydı, o 29 okulda ne yaşanacağı, kamuoyunun aklında dehşet dolu bir soru işareti olarak yer etmiştir.

Ayrıca birçok üniversite rektörlüğünden "Kampüslerimizde hasar yoktur" açıklaması gelmiş, ancak öğrenci ve veliler tarafından sosyal medyaya atılan çatlak duvarlarla dolu üniversite binası resimleri, kamuoyunda korku yaratmıştır.

AKP döneminde yap-boza çevrilen, iyice piyasalaştırılan eğitim sistemi nedeniyle her köşe başındaki bir köhne binada "kurs", herhangi bir apartmanda üniversite tabelası görmenin mümkün olduğu göz önüne alındığında, tehlikenin boyutu daha kolay anlaşılacaktır.

ÇÖZÜM REÇETESİNİ SUNUYORUZ

Eğitim-İş olarak uyarıyoruz: Doğanın şakası yoktur! Gelişmiş ülkelerde insanların rahatını bile bozmayan şiddette depremlerin, ülkemizde canlar yakmasının sebebi devleti yönetenlerin umarsız tutumudur. Ne yazık ki günümüzde de bu aymazlık son sürat devam etmektedir. Gelişmiş ülkelerdeki okulların mimarilerinin her bir ayrıntısı, afetler hesaba katılarak yapılıyorken, bizim ülkemizde okul lavabosu, okul kapısı bile yavrularımızı canından edebilmektedir. Daha büyük bir facia yaşanmadan, bu 5.8'in uyarı kabul edilmesi ve şunların derhal yapılması gerekmektedir:

Diğer tüm yapılardan önce, özel ya da kamu çatısı altında, eğitimle ilgili faaliyet gösteren ne kadar bina varsa, hepsinde hasar tespit ve deprem dayanıklılığına dair inceleme yapılmalı, sonuçlar, bilimsel veriler de sıralanarak kamuoyuyla paylaşılmalıdır.

Tüm okullardaki ağır demirbaşlar da güvenlik açısından incelenmelidir. Devrilme, kaçış yolunu kapama olasılığı bulunan büyük envanterler ya değiştirilmeli ya da duvarlara sabit hale getirilmelidir.

Derhal her eğitim kurumunda, AKUT gibi kuruluşlardan temsilcilerin de hazır bulunacağı şekilde depremde ve sonrasında ne yapılacağına dair kısa eğitimler verilmelidir. Bu eğitim ışığında gerçekçi tatbikatlar yapılmalıdır.

İlan ediyoruz: Bunlar yapılmadığı sürece bir deprem anında okullarda yanacak her canın vebali, bu bilimsel taleplere kulak tıkayanların olacaktır. Tüm yöneticileri sorumlu davranmaya, bir kez olsun ‘parti’ değil ‘insan’ eksenli düşünmeye davet ediyoruz.