Bu gün, biri Ramazan'da, diğeri bayramda gerçekleşen, ikisi de daha çok toplumsal boyutlu iki toplu etkinlikten söz edeceğiz. Birisi mânevî boyutu ön plânda olan îtikâf, diğeri de Bayramın 2.günü gerçekleştirilen, sürecin esprisiyle de oldukça örtüşen ictimâî bir buluşma.
KADİR GECESİ, ÎTİKÂF GÜNÜ
Îtikâf meyânında Ramazan'ın son günü dedik ama aslında Kadir Gecesi'nin gündüzünden başlayan son günleri demek daha doğru. Bu yıl 3.süne, o ilk defâ olmak üzere birlikte Çakalçıkmaz mevkiindeki Muharrem Câmii'ne gelip dâhil olduğumuz Abdülkadir DEMİR Bey hocamız konuyla ilgili bir yazı yazarak, başlığını HIRAYI YAŞAMAK olarak koymuş.
MÜEKKED SÜNNET, MÜEBBED HİKMET
Ancak biz, ne kadar mânevî dediysek te, meselenin mâhiyet ve derinlik boyutundan çok toplumla alâkalı yönüne değinerek söze başlayacağız.
Bir defâ îtikâf, müekkede bir sünnettir. Aynı zamanda da sünnetin kifâye kısmındandır. Yâni, bir beldede bir kişinin bu ibâdeti yerine getirmesiyle, diğerlerinin üzerinden sâkıt olur.
VEBÂLDEN KEMÂLE
Aksi takdirde bu müekked sünnet toplumun tümünce terkedilmiş; dolayısıyla hepsinin üstünde bir vebâl olarak kalmış olur. Tüm toplum, tıpkı cenâzeyi kaldıran olmazsa bütün toplumun mesul olacağı, cesedin kokusunun tüm toplumu kokuşturacağı gibi kekre bir durum ortaya çıkar.
KOKUDAN DOKUYA, HACC'DAN UMRE'YE*
Dolayısıyla îtikâfa girmek toplum adına bir sorumluluğu da üstlenmektir aynı zamanda. Nitekim; o yörenin insanlarının mûtekiflerden, tıpkı hacca, umreye gidenlerden olduğu gibi onlardan da kendileri için duâ etmelerini istemeleri âdettendir.
Nitekim; Peygamberimiz SAV'in; “Ramazan’da on gün itikaf yapmak (nafile) iki hac ve iki umre gibidir” Hadis-i Şerîfi îtikâfın bu meyânda önemini en güzel şekliyle ifâde ediyor... Kaldı ki; sünnet deyince; "farz değil ya!" gibi bir lâkaydîliği akla getiren bir tutum son derece yanlıştır. Îtikâfın kişisel ve toplumsal iç ve dış etkileri ve de önemi anlatmakla bitmez.
RAMAZAN'DAN BAYRAM'A, DÜNYÂ'DAN UKBÂ'YA
Îtikâf için kısaca, Ramazan içinde Ramazan gibi bir zanan dilimidir; yâni yıl için Ramazan neyse, Ramazan için de îtikâf odur diyebiliriz. Hattâ, bu minvâl üzere meseleyi biraz daha açıp genişletirsek; hayâtımızı Ramazan yapalım ki memâtımız bayram olsun şeklinde ifâde ebiliriz. Zâten bu tür katılımlar da hayâtın mânevî rengini biraz daha güzelleştirme, ebediyyetini cennetleştirme gâyesine mâtuftur.
ÎTİKÂF GÜZEL, YÂRÂNA ÖZEL
Görüldüğü gibi Îtikâf anlatmakla bitecek gibi değildir. Bugünkü konumuz da bu değil. Sâdece olayı not düşmek, fertlerin kendileri için icrâ ederken toplum adına da bir misyonu yerine getirdikleri olayı sosyâl hayâtın bir tezâhürü olarak not düşmekten ibâret.
Yalnız; sosyâl bakımdan îtikâfın hac-umre, okul-yurt ve hattâ asker arkadaşlığına benzer etkisi büyük bir hâtıra zenginliği boyutu olduğunu da hatırlatmak gerekir. Nitekim daha gün gelmeden arkadaşlar sensiz olmaz, son günlerde de olsa yine gel diye aradılar. Arayan arkadaşımız geçen yılın kardeşi Ali GÜNEY'di. Hattâ o zaman yurt dışındaydık. Esprisi de oldu aramızda. Bu yılın kardeşi de Akın GÜREŞÇİ çıktı. İlk yılın çekilişinde de îtikâf öncümüz Osman ÇELİK Hocamız tevâfuk etmişti.
Bu kardeşlik konusunun esprisi şu; her îtikâfın sonunda Muhâcir-Ensar kardeşliği örnekliğiyle bir kur'a çekiliyor. Hepsi bu yâni. Ama bu da ayrı bir muhabbete wesîle oluyor Elhamdülillâh.
Nitekim; onlarla bayramda özellikle telefonlaştık. Hattâ Osman Hocamıza bayramda annemin yanında olduğumu söyleyince;
- Oh, ne güzel. Öp ayağının altını, gir cennete! diye direkt olarak müjdeli bir tavsiyede bulundu. Allâh CC râzı olsun... Âmîn...
Bir de şunu arzedeyim. Geçen yılın îtikâfında Karadeniz Bölgesindeki ziyâret edilecek yerler konuşulmuş ve oralara ziyâret plânlanmıştı fazlasıyla gerçekleştirildi. Bu defâ da ŞAM seferi gündem oldu. Hattâ oradan karayoluyla Umre falan dillendirildi. İnşâllâh diyerek bu konuyu kapatalım.
Affedersiniz, bir şey daha; şimdi anlatacağımız Kumru buluşmasında konuşuldu, Samsun'da bir zât varmış, 67'den bu yana hiç bir Ramazanı îtikâfsız geçirmemiş. Bu konuya çok ağırlık veren insanlar var böyle. Onlar bulundukları bölge için de mânevî bir kıymet ifâde ediyorlar. Rabbimiz İnşâllâh bizlere de böyle istikrarlı ve de bereketli, uzun yıllar îtikâflara katılmayı nasîp etsin. Âmîn...
İŞİN BAŞI, DÜŞ'ÜN SONU
Ama, tabiî; nasıl ki Ramazan'ın bereketinin işâreti, bu ay kazanılanların vayram ve sonrasında devâm ettirilmesiyse, îtikâfta da böyledir. Rabbimiz güzellikleri devâm ettirenlerden eylesin... Âmîn...
TÂ DEVELİ'DEN ÇAKALÇIKMAZ'A
Birçoğumuzun belki de yeni haberdâr olacağı bu olay için ta Kayseri/ Develi, Ankara, Erzincan, Maraş ve de Trabzon'dan gelip buraya katılanlar var. Giresun'dan katılanlar Ordu'dan sonra 2.sırada.
ERZİNCAN, MARAŞ, TRABZON
İsimler şöyle; Rehber Hocamız Emekli Vâiz Osman ÇELİK, Yusuf BELİKBAŞI(Kayseri), Ali GÜNEY, Serkan Selman KARTAL, Akın GÜREŞÇİ, Muhlis YÜCE, Ahmet GÖRGÜN(Erzincan), Hasan TANIŞ, Tahsin DOĞAN(Maraş), Erhan DÜZGÜN, Ömer ÖZTÜRK(Piraziz), Aydın AYDEMİR, Hâkan GÜLTAŞ, Şâkir DEMİRBAŞ, Yıldırım YALÇIN(Giresun), Yusuf TANIŞ(Giresun), Abdülkadir DEMİR, Kadir KAR, Mehmet Can YILMAZ, Fâtih KARA(Trabzon)
FAYDASI BİTMEZ, HÂTIRASI GİTMEZ
Allâh CC hepsinden de râzı olsun. Tekrar tekrar buluşmalar nasîp eylesin. Âmîn...
Değerli dostlar. Îtikâfın câmiye, cemaate, o çevreye katkılarına ya da îtikâfa dışardan katkı ve zaman zaman yapılan katılımlara; yâni çok boyutlu etkilere girmeden gelelim 2. konumuza diyoruz.
BAYRAM'DA SEYRAN, KUMRU'DA İCTİMÂ
Ordumuzun faal değerlerinden Murat YÜREKLİ Kardeşimizin 10 Yıldır geleneksel hâle getirdiği ve bizi de ısrarla dâvet ettiği Bayram Buluşması'na bu defâ katılmak bize de nasîp oldu. Programın şeref misâfiri, ta Erbakan zamanından bu yana Millî Görüş siyâsî ve irfânî hareketlerinin içinde ve merkezinde bulunmuş,
MAHREM İŞLER, KRİTİK GÖREVLER
mahrem, kritik dönemlerde fonksiyonel olmuş, misyon üstlenmiş, gönül coğrafyamız ilişkilerinde misyon şefliği görevleri üstlenmiş, dolayısıyla çok kıymetli hâtıraları bulunan sohbet ve kitaplarıyla da o dönem gençliğini etkilemiş ve de hâlâ etkileyen
H. H. CEYLAN & M. H. GÜLER
aksiyoner kişilik Hasan Hüseyin CEYLAN Bey hoca ve misâfirimizle tüm süreçlerde berâberlik ve naheem hâtıralarda ortaklığı bulunan bakanımız, OBB Başkanımız Dr. Mehmet Hilmi GÜLER Bey'di.
&M. E. KILIÇKAYA, Fehmi KÖKEN*
Biz de oraya, misâfirimizin Ankara İlâhiyattan okul ve yurt arkadaşı Mümin Esat KILIÇKAYA Bey hocamızla katıldık.
Proğramımız 1600 Rakımlı Düzoba Yaylasında Kar Çiğneyerek Ve Ortaoba Puarının Soğuk Suyundan İçerek Başladı. Yayla dönüşü Kumru Fehmi KÖKEN Sosyal Tesisleri'ne gelindi.
HEMŞEHRİ BÜROKRATLAR
Burada devâm eden programa Ticaret Bakan Yardımcısı hemşehrimiz Sezai Uçarmak, Ak Parti MKYK Üyemiz Fahrettin Yahşi, Sayıştay Üyemiz Mahmut Kazan, Önceki Dönem İlkadım Belediye Başkanımız Erdoğan Tok ve Kumru Eski Belediye Başkanımız Gürhan Hatiboğlu Beyler gibi yörenin bürokraside yer almış, tanınmış isimleri katıldı.
DİĞER MİSÂFİRLERLE STK'LAR
Tespit edebildiğimiz kadarıyla Mehmet Karayalman, Hüseyin Dikici, Ahmet Erkuvum, Dr. Mustafa Sezen, Ömer Fâruk GÜNAY, Mahmut Akay, Ayhan DEMİR, Muharrem ÇELİK, Fâtih Tanrıverdi. Musa Sağlam, Mertcan Kalafat, Mustafa Kemal YENİ, Mehmet Zâhit ÇELİK, Ahmet Fâruk Dikici, Mustafa Ergün, Emin UÇARMAK, Sezâi KIRAN, Abdullah UYSAL gibi diğer isimler yanında
İlim Yayma, Cihannüma, Ensar, Kadîm Dostlar, İskenderpaşa, Altınoluk, TDED, Orimder, Sebîlürreşâd Dergisi gibi STK Temsilcileri katıldılar.
Ev Sâhibimiz Kumru Belediye Başkanı Yusuf YALÇUVA Bey'di.
ÜNYE OSMANLI, KUMRU KONYA!
Bir ara giriş olarak belirteyim ki; bizim değerlendirnemizle Ünye, özellikle konak türü târihî eserleri, medrese geçmişi, câmi örnekleri, yetiştirdiği Mustafa Râkım, Yusuf Bahri Efendi gibi değerleriyle Ordu'nun Osmanlı yanı, Kumru da hem tam ortalarda yer alması, bir ilim havzası olması ve de halkının nispeten dindar, ahlâklı, Anadolu insanı tezâhürüyle Ordu'nun Konya'sı niteliği arz ediyor.
Bunu orada tanışma faslında paylaşmayı plânlamıştık ama unuttuk. Burada arz etmiş olduk. Bilmem katılır mısınız, ya da siz ne dersiniz?
GENİŞ SOHBET, DERİN MEVZÛLAR
Her neyse; fazla açılmadan sadede gelelim; Hasan Hüseyin CEYLAN Hocamızın 2 saati aşkın, Özallardan Demirel'e, Ârif Emre'lerden Ekrem Ceyhun'lara, Mânâ büyüklerinden Osman Çataklı'lara, Ecevit'ten Mesut Yılmaz'lara, Erbakan'dan Erdoğan'a, 28 Şubat'tan bu günlere, Sabatay Sevi'den Kestâne Pazarı'na, FETÖ'den FKM'ne çok çeşitli değini ve açıklamalarda bulundu.
ERBAKAN'DAN GÜNÜMÜZE ÎRAN
Söz arasında özel talep ve sorular üzerine özellikle Îran konusuna yoğunlaştırdığı ve M. Hilmi Bey'le birlikte bulundukları, Erbakan hocamızın da bir videoda başbakan olarak ilk göreve başladıkları günlerle ilgili anlattıklarından bildiğimiz, kimi yaşanmışlıklara birbirlerini teyiden konuları genişletip geliştirdikleri sohbetleri ilgiyle dinlendi.
GÜZEL GÜN, MUTLU NETÎCE
Çok güzel birgün oldu. Yaklaşık 30 misâfirin ağırlandığı programa öncülük eden, ikramda bulunan ve de Emeği geçen cümleye teşekkür ediyor, bayram içinde bayram niteliğinde kaynaştırıcı, bölge, ülke, ümmet hattâ insanlığın menfaatleri adına istişârî hüviyetteki böyle güzel daha nice programlarda buluşmak ümîdiyle diyor;
MEYL-İ HİDÂYET; SEYR-İ SELÂMET
mazlumların kurtulmuş, Ümmet-i Muhammed'in birliğinin sağlanmış, Gazze bağlamında vicdanını açık etmiş ecnebî çevre insanlarının hidâyete meylettiğini görmüş olmanın hazzıyla toplanacağımız günleri tez zamanda göstermesi niyâzıyla Rabbimize yalvarıyor,
nice bayramlara hep birlikte din-îmân selâmetleri ve de sıhhat-âfiyetlerle erişmek temennîsiyle cümleye sevgiler-saygılar sunuyoruz wes'selâm...