DAĞ GÜNLÜĞÜ: DÜNDEN BUGÜNE; İLHAN TEYZE'DEN İMDAT KARDEŞE...

Abone Ol

Babacığım; çoktandır hasbihâl edemedik. Dünyâ bildiğinden çok daha hızlı, karışık ve de karmaşık. Savaşlar bile çocuk oyuncağına döndü. Sınırların bir anlamı kalmadı dense yeridir.
YARAMAZ ÇOCUKLAR, ÇILGIN LİDERLER!
Eskiden yaramaz mahalle çocukları kuş lâstiğiyle gözünü kestirdiği binâların camını indirirdi ya; şimdiki savaşlar da öyle gibi bir şey işte. Atan atana, tutturan tutturana. Ne olup bittiğini, kimin ilerde kimin geride olduğunu kestirmek de zor. Öyle bir süreçteyiz.
İLHAN TEYZE, NEVİN ABLA
Her neyse; beri yanda özel hayâtlar da devam ediyor tabiî. Biz, hafta sonu anneme gittiğimizde, senin çok iyi tanıdığın, Şuayip Veliefendioğullarından Şükrü YÜKSEL kızı İlhan Teyze, yanında bir komşusu, Tâlip Amcası'nın kızı Nevin Abla ve gelinleri vardı. Çok güzel muhabbet oldu.
SEYİR MÂŞÂLLÂH, NEŞİR İNŞÂLLÂH
İlhan Teyze mâşâllâh anlattı da anlattı eskilerden. Hâfıza o biçim. Ben de Hacı İbrâhim Efendi bağlamında sordum da sordum. Veliefendioğullarının şeceresine dâir 2 saate yakın konuştuk. Not almaya çalıştık. İnşâllâh lâyıkıyla değerlendirme durumumuz olur. Annem de çok memnun kaldı konuşmalardan. Ona da insan lâzım, konuşuk lâzım. İnsanın ihtiyâcı yine insan sonuçta.
ASIL-ASÂLET, HÜRMET, LETÂFET
Onları uğurladık. Kimini senin yaptığın gibi bizzat götürdük. Bizim hanım,
"İlhan Teyze'ye mâşâllâh" diyor. "Ne güzel konuşuyor. Kendini dinletiyor. Asıl-asâlet te var diyor. Rahmetli kayınpederime de çok değer verirlerdi. Tabiî o da hanımının tarafını çok tutardı. Ziyâretlerini ihmâl etmezdi. Buraya onlardan biri gelecek olsa hemen eve çıkar hoşlardı. İlgilenirdi. Hâl-hatırlarını sorardı. Sohbet ederdi. Çok sıcak davranırdı. Bayramlarda çocuklarını da alır akrabalarını bir bir dolaşırdı."
HURMA, ZEMZEM, TELEFON
Çok doğru. Aynen öyleydi. Tabiî biz bunları yazalım derken ajandayı elime alınca gördüm, tevâfuk etti açınca; geçen yıl bir defâsında annem, yanına gittiğimde bana İlhan Teyze'ye telefon açtırmış. O günü şöyle not düşmüşüm:
"Anneme gittim. İlâçlarıyla berâber, Hacıbey ve Mihri Teyze'nin umre hediyesi hurma-zemzemlerini götürdüm. Babamla ilgili yazdığım gazeteleri de. Okurum dedi. Benim doğduğum günü ve mevsimi anlattı. 17 Şubat 2025"
SÂLİM ENİŞTE FARKLIYDI
"Babacığım; annem bugün ben vardığımda İlhan KÖKSAL kuzeniyle görüşüyordu telefonda. Bayağı da uzun konuştular. İlhan Teyze senden çok övücü sözlerle bahsetti. Annem de tevâzûdan;
- He bacım; nâyeti akrabâlık var!
falan deyince İlhanTeyze;
- Yok ama, Sâlim Âbi farklıydı. İnsana yakındı, insan canlısıydı!
gibi ifâdelerle mukâbelede bulundu.
ÇALIŞKANDI, HEP KOŞTURURDU
Annem de bunun üzerine ayni minvâlde devâm ederek sitâyişle bahsetti:
- Evet, tabiî; başka insandı beyim. Evine, çelik-çocuğuna çok düşkündü. Dışarda ne yerse evine de getirirdi. Çok pratikti. Çalışkandı. Hep koştururdu. Sâdece bize değil, etrafına, insanlara yardımcı bir insandı. Annemin konuşması bu minvâlde devam edip gitti.
BETÜL TORUN, DÜRDÂNE TEYZE
Dün de Betül torunun anlatıyordu; geçen hafta son gidişimizde Fatsa'daki akrabamız Dürdâne Teyze, onun babasının adının da Sâlim olduğunu, isimleri gibi birbirleriyle alâkalı, benzer özelliklerinizin bulunduğundan falan söz etmiş.
İMDAT KARDEŞ DE GİTTİ
Babacığım; gelelim İmdat Kardeş'e. Şu, Keloo'na gelmeden yol üzerinde atölyesi vardı ya; o. Bizim Günindi soyadlı talebelerimiz vardı. Onların babası. Hiç rahatsızlığı yokmuş. O benden bayağı küçük olmalı. Yaylada gübre atarken birden yere yığılmış. Hepsi bu.
ABDANAAA'NDAN EYMÜR'E
Bizim de haberimiz oldu. Şenel ÖZATA arkadaşımızla berâber gittik. Daha Abdanaaa'nı dönerken arabalar vardı yol boyu. Allâh Allâh dedik. Bir baktık ki oradan mezarlığa kadar araba dizili. Bir o kadar da Eymür tarafına doğru. Senin anlayacağın; cemaat çok kalabalıktı.
DEMEKKİ BU İNSAN;
Herkesin dikkâtini çekmişti bu. "Demekki bu insan, gönüllere dokunmuş" diyordu insanlar. Bir de duâ yapılırken söz edilen 29 hatim de dost çevresi ve sevenlerinin çokluğunun bir nişânesiydi. Allâh CC rahmet eylesin. Âile efrâdı ve sevenlerine sabr-ı cemîller ihsân buyurup, mahşer günü tüm sevdikleriyle berâber Efendimiz SAV'in komşuluğunda böylece buluştursun. Âmîn...
CILGA YOLLAR, ÇAMURLU YILLAR
Cenâze vesîlesiyle geldiğimiz Kelooo mezarlığına, atölyenin üst yanındaki boğazdan biraz ilerlerken, o zamanlar yolun da arabamızın da olmadığı çocukluğum yıllarında senin peşinde, zaman zaman elimden tutmuş olarak buradan kestirme şekliyle cılga, çamurlu, karanlık, korkutucu yollardan evimize döndüğümüz günleri hatırladım.
ISLIK ÇAL, HABER SAL!
Bundan söz ettiğimiz esnâda adının Hayâti olduğunu öğrendiğimiz Ahmet Günindi Amca'nın oğlu, seninle ilgili olarak 66 ve 68 ya da 69 yılına âit olacağını tahmin ettiği iki hâtırayı nakletti.
İlkinde bir hastaları olmuş, belki de doğum; tâ burdan ıslık çalıp seslenmişler, arabayla gelip hastâneye götürmüşsün.
- Nasıl duyulacak ki?
- Öyle zannedildiği gibi değil.
GOCASANOO YA DA GOCAGAŞ!
O zamanlar her tarafta sessizlik var. Bir aykırı ses hemen duyulurdu. Bir de duyuramadığımızda Kocasanooo Hamdi Amca'ya çağırttırıyorduk. Onun sesi daha gürdü. Ta ırmağın karşısından, Karaağaç'tan bile duyulurdu. Ya da alantı yerlere, Kocakaş gibi pur, açık, annak yerlere gidilip oralardan seslenilirdi.
FINDIK MİTİNGİ, ÖCELİ HATTI
- 68-69'da da fındık mitingi olmuş, yollar kapanmıştı. Her taraf gergin. Geçiş yok. Endîşe çok. Öyle günlerimiz vardı.
Sâlim Amca o zaman da bizi arabasıyla Öceli tarafından bir yerlerden dolaştırarak getirmişti. Yolları çok iyi biliyordu. Zâten o dönemler pikapla taşımacılık yapıyor, dolayısıyla her tarafı biliyordu. Allâh CC râzı olsun. Ganî ganî rahmet eylesin. Faydalı insandı. İyilikleri unutulmaz..."
HUZUR; GAZZE, DOĞU TÜRKİSTAN
Evet babacııım. İşte böyle. Bugünlük te bu kadar. Huzûrundan ayrılırken, bizleri tüm sevdiklerimizle berâber Efendimiz SAV'in komşuluğunda buluşturması, başta Gazze ve Doğu Türkistan olmak üzere tüm mazlumların kurtuluşlarını tez zamanda göstermesi niyâzıyla Rabbimize yalvarıyor, cümleye sevgiler-saygılar sunuyoruz wes'selâm...