DEPREM VE AFETLERE KARŞI UYANIK OLALIM!

Abone Ol

Bundan tam 3 yıl öncesi 6 Şubat 2023'te Türkiye, tarihinin en yıkıcı ve ölümcül felaketini maalesef ülkemizde en acı bir şekilde yaşadı.
Kahramanmaraş merkezli olan iki depremde, 53 binden fazla kişi hayatını kaybetti. Bu 11 ilde ağır yıkımlar oldu,13 milyon kişinin hayatını doğrudan etkiledi.
Öncelikle deprem nedir? Kısa ve öz tarifini yapalım:
Deprem, yerkabuğu içindeki kayaçların ani bir şekilde kırılması veya yer değiştirmesi sonucu ortaya çıkan enerjinin sismik dalgalar halinde yayılarak yeryüzünü sarsması olayıdır.
Yeryüzüne imtihan için gönderilen bizler için bu depremler bir ders ve imtihan niteliğindedir.
Kur’an-ı Kerim de Cenab-ı hak bizlere şöyle buyurmaktadır:
Andolsun ki sizi biraz korku ve açlıkla; mallardan, canlardan ve ürünlerden eksiltmekle sınayacağız. Sabredenleri müjdele! [bakara,155]
Peygamber efendimiz bir hadislerinde: “Mü’min önce devesini bağlar, sonra tevekkül eder.” buyumuşlardır(Tirmizî, Sıfatü’l-Kıyâme, 60.)
Dinimizin bize öğretisi önce tedbir sonra tevekkül etmemiz emreder.
Mülkün yegâne sahibi olan Yüce Rabbimiz, en küçük zerreden uçsuz bucaksız kâinata varıncaya kadar her şeyi bir ahenk ve düzen içerisinde yaratmıştır.
Yaratılıştaki bu muhteşem uyum, “Sünnetullah”a yani Allah’ın hükmüne ve kanunlarına göre işlemektedir. Bizlere düşen, bu ilahi düzen ve yasalara göre hareket etmek, evrende var olan sebep-sonuç ilişkisine uygun davranmaktır.
İşte bu hadiselerden biri olan afetlerdir. Deprem gibi afetlere engel olmak elbette mümkün değildir. Ancak akıl, bilim ve tecrübe ışığında afetlere karşı tedbir almak ve bunların yol açacağı tahribatı en aza indirmek öncelikli görevimizdir.
Dinimiz, önce bütün tedbirleri almamızı, üzerimize düşen bütün sorumlulukları yerine getirmemizi emreder. Ondan sonra Allah’a tevekkül etmeye, O’na güvenip teslim olmaya davet eder. Nitekim bir adam Peygamber Efendimiz (s.a.s)’e gelerek, “Devemi dalışta geldim deyince ona deveni bağlayıpta gel öyle Allah’a tevekkül et demiştir.
Her şeyin başı tedbirle olur buna rağmen yine bir musibete dücar olduğumuz zaman yaratana teslim ve tevekkül etmeliyiz
Hatalarımız varsa onlardan 10’ları terk etmeliyiz,ihmal, yanlış ve hatalardan gerekli dersleri çıkarmaktır. Hakk’a yalvararak ona tevbe ve istiğfarla, dua ve niyazla O’na sığınarak ondan
rahmet ve yardımını istemeliyiz.
Bazen insanlar kafasını iki elinin arasına alıp düşünmeleri gerekir.
Bu bela ve musibetlerin nedenini
Nedir acaba diye…
Mutlaka bela ve musibetin afatın bir sebebi vardır Allah Kur’an’da:”İnsanların kendi elleriyle yapıp ettikleri yüzünden karada ve denizde düzen bozuldu; böylece Allah yanlış yoldan dönsünler diye işlediklerinin bir kısmını onlara tattırıyor.”(Rum 41)
İnsanoğlu olarak bizler elbette ki
Dünyada çeşitli imtihanlara tabi tutulmaktayız.Kimi zaman yaşanan afetler tabiatı alt üst etmekte, insanların hayatını acı bir şekilde etkilemektedir.Deprem, sel, heyelan ve yangın gibi nice afet, can ve mal kaybıyla sonuçlanmaktadır
Tabiatın muhteşem uyumu ve dengesi, Allah’ın hükmüne ve kanunlarına bağlıdır.
Afetlerin kötü neticelerinin önemli bir kısmı insanoğlunun kendi hata ve ihmalleri sebebiyledir.
Ancak doğal afetlere karşı insan olarak üzerimize düşen sorumlulukları yerine getirmemiz gerekmektedir.
Allah’ın koymuş olduğu tabiat kanunlarına riayet ederek dere yatağına bina yapmamak, binaları gerekli sağlamlık ve teknolojik donanımla inşa etmek, ilk yardım eğitimi gibi tedbirleri almalıyız.
Maddi ve manevi sebeplerin tamamına başvurduktan ve sorumluluğumuzu yerine getirdikten sonra Rabbimize tevekkül etmeliyiz
Bu depremde ölenlere Allah’tan rahmet yaralı olanlara şifalar yüce Allah’tan diliyorum