Ordu Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler Odası Başkanı M. Ender Sönmez, yıllık ücretli iznin Anayasa ile güvence altına alınmış temel bir hak olduğunu belirterek, işçilerin bu haktan vazgeçemeyeceğini söyledi. Yıllık izinlerin işçi ve işveren arasında yazılı mutabakatla planlanması gerektiğini ifade eden Sönmez, iş akdi devam ederken kullanılmayan izinlerin ücret olarak ödenemeyeceğini, yalnızca iş sözleşmesinin sona ermesi halinde paraya çevrilebileceğini vurguladı.
Sönmez, yıllık iznin yalnızca işe ara verilen bir dönem olmadığını, çalışanların fiziksel ve ruhsal olarak dinlenmesini sağlayan sosyal bir hak niteliği taşıdığını belirtti. Anayasa'nın 50'nci maddesinde "Dinlenmek çalışanların hakkıdır" hükmünün yer aldığını hatırlatan Sönmez, bu nedenle yıllık izin hakkından işçinin kendi isteğiyle dahi feragat edemeyeceğini kaydetti.
En Az 1 Yıl Çalışma Şartı
Yıllık ücretli izin hakkının aynı işyerinde en az bir yıl çalışılmasıyla kazanıldığını belirten Sönmez, izin sürelerinin hizmet süresine göre değiştiğini söyledi. Buna göre İş Kanunu kapsamında;
1 yıldan 5 yıla kadar (5 yıl dahil) çalışanlara en az 14 gün,
5 yıldan fazla 15 yıldan az çalışanlara en az 20 gün,
15 yıl ve üzeri çalışanlara ise en az 26 gün yıllık ücretli izin verildiğini ifade etti.
Yer altı işlerinde çalışanlara bu sürelere ilave 4 gün eklendiğini aktaran Sönmez, 18 yaşından küçükler ile 50 yaş ve üzerindeki çalışanların ise en az 20 gün yıllık izin hakkına sahip olduğunu dile getirdi.
17 Temmuz 2026 tarihi itibarıyla yıllık izin hakkının kazanılabilmesi için işçinin aynı işyerinde en geç 17 Temmuz 2025 tarihinde işe başlamış olması gerektiğini belirten Sönmez, izin hakkının her tam çalışma yılının sonunda doğduğunu, eksik kalan süreler için kıst yıllık izin hesaplanamayacağını söyledi.
İzin Tarihleri Karşılıklı Anlaşmayla Belirlenmeli
Yıllık izin kullanmak isteyen işçinin öncelikle işverene başvurması gerektiğini ifade eden Sönmez, işverenin de işin niteliği, üretim, satış ve hizmet süreçlerini dikkate alarak izin tarihini uygun görmesi halinde iznin kullanılabileceğini belirtti.
İşverenin iş yoğunluğu nedeniyle izin talebini farklı bir tarihe erteleyebileceğini kaydeden Sönmez, çalışanların izin planlamasını önceden yaparak işverenle mutabakata varmasının iş barışı ve işlerin sürekliliği açısından önem taşıdığını söyledi.
Buna karşın işverenin yıllık izin hakkını sürekli engellemesi veya haklı bir gerekçe olmadan kullandırmaması halinde işçinin iş sözleşmesini haklı nedenle feshederek kıdem tazminatı talep edebileceğini, ayrıca işveren hakkında idari yaptırım uygulanabileceğini ifade etti.
Yazılı Başvuru ve Onay Önem Taşıyor
Yıllık izin taleplerinin ve işveren onaylarının mutlaka yazılı olarak yapılması gerektiğini vurgulayan Sönmez, bunun olası uyuşmazlıklarda ispat açısından büyük önem taşıdığını belirtti.
İzinlerin esas olarak kesintisiz kullandırıldığını ifade eden Sönmez, ancak tarafların karşılıklı anlaşması halinde izinlerin bölünebileceğini, bu durumda izinlerden bir bölümünün 10 günden az olamayacağını söyledi. Hafta tatili ile resmi ve dini bayram günlerinin yıllık izin süresinden sayılmadığını da hatırlattı.
Kullanılmayan İzinler İşten Ayrılırken Ödeniyor
İş akdi devam ederken kullanılmayan yıllık izinlerin ücret olarak talep edilemeyeceğini belirten Sönmez, "İşçinin istifa etmesi, işveren tarafından işten çıkarılması ya da haklı nedenle fesih gibi iş sözleşmesinin sona erdiği tüm durumlarda kullanılmayan yıllık izin süreleri ücret olarak ödenmek zorundadır. Bu hesaplama işçinin son aldığı brüt ücret üzerinden yapılır." dedi.
Sönmez, çalışanların yıllık izin planlamalarını işverenlerine yazılı olarak iletmeleri ve izin süreçlerini karşılıklı uzlaşmayla yürütmelerinin hem işveren hem de çalışan açısından hukuki güvence sağlayacağını sözlerine ekledi.