Bir çerçeveye koyduğun fotoğrafı değiştirmemek bazen sadakat değildir.
Bazen sadece, gerçeği kabullenmenin gecikmiş halidir.
Çünkü insan bazı fotoğraflara baktıkça bir şey hisseder…
Orada duran kişiyle, zihninde büyüttüğü kişi aynı değildir artık.
Önce küçük bir şüphe düşer içine.
Sonra bakışların anlamı değişir.
Söylenen cümleler başka yerlerinden yankılanmaya başlar.
Bir gün dönüp o fotoğrafa bakarsın ve aslında çerçeveye bir insanı değil, ona yüklediğin anlamı koyduğunu fark edersin.
İşte en zor kısmı da budur.
Fotoğrafın yanlış olduğunu sezersin ama değiştirmeye elin gitmez.
Çünkü bazı insanlar oldukları kişiyle değil, senin onlara inandığın hâlle yer eder hayatında.
O çerçeveyi kaldırmak bazen bir insanı değil;
kendi yanılmışlığını kabul etmek gibi gelir insana.
Ve insan, en çok da buna direniyor galiba.
Birini yanlış tanımış olmaya değil…
Birine bu kadar güzel anlamlar yüklemiş olmaya kıyamıyor.
Bu yüzden bazı fotoğraflar yıllarca aynı yerde kalıyor.
Sevgiden değil.
Bir zamanlar inanılan şeye duyulan saygıdan.