Dün bir sohbette bir arkadaşımın söylediği bir cümle çok hoşuma gitti…
“Hayal ettiğim her şeyi yaşıyorum.”
İlk bakışta iddialı, hatta biraz romantik bir cümle gibi duruyor. Ama içine doğru yürüdükçe fark ediyorsunuz ki bu bir iddia değil, bir farkındalık. Çünkü insan, farkında olsun ya da olmasın, çoğu zaman hayalinin sınırları içinde yaşar. Hayal, sadece geleceğe dair bir düş değil, bugünün pusulasıdır.
Hayal ettiğimiz şeyler istikrarlı hale geldiğinde artık birer hedefe dönüşür. Zihnimiz, tekrar eden düşünceleri “önemli” olarak kodlar. Psikolojide buna seçici dikkat denir. Zihin, hedef olarak belirlediği şeye dair işaretleri çevrede daha kolay fark eder. Aslında dünya değişmez, değişen, bizim baktığımız yerdir. Bu yüzden bir hayalin adresi belli olduğunda, oraya giden yollar da görünür olmaya başlar.
Bildiğimiz bir lokasyona ulaşmak, bilmediğimiz bir yere gitmekten daha kolaydır. Çünkü adres vardır, yön vardır, hatta bazen kestirme yollar bile. Hayal de böyledir. Netleşmiş bir hayal, zihinde güvenli bir alan yaratır. Kişiye “Nereye gidiyorum?” sorusunun cevabını verir. Bu cevap, insanın içsel kaygısını azaltır. Belirsizlik, zihnin en sevmediği halidir. Belirsizlikte zihin senaryolar üretir, çoğu da korku yüklüdür. Oysa hayal, belirsizliği anlamlı bir bekleyişe dönüştürür.
Elbette bazen bilmediğimiz yolda kaybolmak da kıymetlidir. Kaybolmak, kontrolü bırakmayı, sezgiyi dinlemeyi, kendinle temas etmeyi öğretir. Hayatta bazı kırılmalar, yönünü kaybettiğin anlarda olur. Ancak şunu da kabul etmek gerekir sürekli kaybolarak yaşamak insanı yorar. Güvenli bir yolun varlığı, insanın cesaretini artırır. Çünkü insan bilir ki isterse sapabilir ama geri dönebileceği bir yol vardır.
Bildiğimiz yolun güveni bambaşkadır. O güven, insanın kendine olan inancını besler. “Ben buraya aitim” duygusu, psikolojik sağlamlığın temel taşlarından biridir. Hayalini bilen insan, rüzgarda savrulmaz, rüzgarı kullanır. Çünkü nereye gideceğini bilmeyen biri için her rüzgar tehdittir, ama yönü olan biri için rüzgar bir araçtır.
Hayaller bu yüzden önemlidir. Büyük olmak zorunda değiller. Gösterişli, alkış alan hayallerden bahsetmiyorum. Hayalin büyüklüğü değil, sana aitliği belirleyicidir.
Gerçekleştirdiğin her hayal senin imzandır. Kimliğini başkalarının beklentileriyle değil, kendi değerlerinle attığın bir imza. Her imza kişiye özeldir, taklit edilemez. Bu yüzden başkasının hayaliyle mutlu olmaya çalışmak, başkasının imzasını atmaya benzer. Görünürde bir iz vardır ama sana ait değildir.
Belki de mesele şudur!
Hayal kurmayı çocukça bir lüks sanmaktan vazgeçmek. Hayal, kaçış değil, yön bulma biçimidir. Kendine verdiğin en dürüst sözdür. Ve insan, verdiği sözleri tuttuğu ölçüde kendine yaklaşır.
O yüzden hayalleriniz bol olsun. Ama başkalarının hayalleriyle karıştırmayın. Gerçekleştirdiğiniz her hayal, “Ben buradayım” deme biçiminiz olsun. Çünkü insan hayalini yaşadığında, hayat sadece akan bir zaman değil, anlamı olan bir yolculuk olur.