HEYECANLANMAK!

Abone Ol

“İman etmedikçe
Cennete giremezsiniz,
Birbirinizi sevmedikçe,
İman etmiş sayılmazsınız.”
(Muhammed. a.s)

Allah, “Serîu’l-Hisâb”
Hesabı seri yapandır.
Amellerimiz orada
Değerlendirilecektir..
Bazı ameller kusurlu,
Kimisi de defoludur!

Göz kamaştıran
İbadetlerimiz de vardır.
”El ne der!” diye değil,
“Allah kabul etsin!”
Diye yapılmıştır!

“Çöpe atacağıma
Hayra veririm!”
“O yapar da ben
Yapamaz mıyım?”
Diyerek verdiğimiz
Zekâtımız defoludur!

Kimse duymadan,
Kimse görmeden;
Fakir komşunun
Kapısına koyduğumuz,
Çöpten ekmek arayanın
Karnını doyurduğumuz,
Yetimlerin kapısında
Oturup ağladığımız..
Amellerimiz güzeldir!

Tebessüm yoksa...
Karşımızdakini
Rahatsız ediyorsak...
Kibir ve gurur varsa..
Çok yiyor,
Çok konuşuyor,
Çok uyuyorsak...

Patronun karşısında,
Kalbimiz atıyor da,
İslâm bizi
Heyecanlandırmıyorsa…
Bir şeyler eksik demektir!

Ahmet Hüsrev ALTINBAŞAK Efendini ibretlik hayat Hikayesini tefekkür edelim;

Kuranı Kerimi 9 Defa Yazarak Kuran Katibi Namıyla Meşhur, Kendi Parasıyla Hayrat kuran ve Hurufu Kuraniyenin Muhafazasına Hayatını Vakfeden VAKIF İNSAN Esseyyid
Ahmet Hüsrev Altınbaşak Efendi Hazretlerini, çıkacak bir kargaşa sonunda ölüp gitsin diye önce içinde altmış kadar cani ve katilin bulunduğu koğuşa koyarlar.
Hüsrev Altınbaşak, bu koğuşa girer girmez selam verir,.fakat selamını kimse almaz.
Koğuşun bir köşesine geçip oturur. Üçgün beton üzerinde soğukta, yataksız yorgansız yatar.

Bu zaman zarfında namazını hiç aksatmadan kıldığını gören iri yarı koğuş ağası, üçüncü günün sonunda yanına gelerek, üst perdeden, “Hoca, benim bir sorum var, cevaplayabilirmisin?” der.

Hüsrev Altınbaşak ,”bildiğim bir soruysa cevap veririm, sor bakalım” dedikten sonra aralarında şu konuşma geçer:

-Ben on beş cana kıydım, türlü türlü suç işledim bu durumda ben cennete girebilir miyim?
-Oturda sana cevap vereyim. Sen nerelisin?
>Karadenizliyim.
-Karadeniz’e bir damla su damlatsak artar mı?
>Artmaz.
-Peki, ondan bir damla alsak azalır mı?
>Azalmaz, bir damla sudan ne çıkar?
-İşte aynen bunun gibi Cenab-ı hakkın sonsuz rahmet denizleri yanında senin günahların bir damla su bile olmaz. Eğer sen pişman olur, sadakat ile tövbe eder, beş vakit namazını kılarsan, değil cennete, orta yerine bile girersin.

Bunun üzerine koğuş ağası kalkar ve mahkumlara dönerek, ”Heyyyyt ulan hergeleler, bana bile cennet olduğuna göre size hayda hayda vardır haydi toparlanın bakalım!“ Diye bağırır.

Koğuş ağası, koğuşun köşesinde kullandıkları bir musluğun etrafını battaniyeyle çevirdikten sonra herkesin orada gusledip abdest almasını emreder.
Bütün mahkumlar gusledip abdest alırlar .

O sırada öğle namazının vakti girer. Ağa, Hüsrev Altınbaşak’a gelerek, ”Hocam buyur, bundan sonra sen imamsın, biz cemaat" der.
O günden sonra beş vakit namazı birlikte kılarlar. Bu arada Hüsrev Altınbaşakın başında sarık gören mahkumlar, sarıksız olmaz diye düşünüp yatak çarşaflarını yırtarak başlarına sarık diye dolarlar.

Mahkumların başları sarılı bir şekilde Hüsrev Altınbaşak’ın ardında namaza durduklarını gören gardiyanlar şaşkına döner.
Akşam olduğunda koğuş ağası bütün mahkumları toplar ve onlara şöyle seslenir:

-”Heyyyy size söylüyorum, herkes yatağını alıp koğuşun ortasına getirsin.”
Yataklar gelince bunları üst üste koyduktan sonra Hüsrev Altınbaşak’a döner, ”Hocam bize ceza olarak şimdide üç gün bu yatakların üstünde" yatacaksın' der.

Hüsrev Altın başak mahcup ve şaşkındır. ”Hayır olmaz” der .

“Olur, çünkü sen geldiğinde üç gün biz seni yerde soğuk betonda yatırdık hatırını bile sormadık şimdi bizde ceza olarak üç gün ceza olarak yerde yatıcaz, sen bu yatakların üstünde yatacaksın” der.

Hüsrev Altınbaşak, ”kardeşim, siz onu bilmeden yaptınız. Ben bile bile buna razı olamam. Vicdanım beni uyutmaz iyisi mi siz bana yatacak bir yatak verin yeter “ der.

Artık koğuşta namazlar, arasındaki uzun tesbihatlarıyla kılınır.
Bir gün koğuş ağası Hüsrev Altınbaşakın tahliyesine yaklaştığı sırada önünde el pençe divan durarak, ”Hocam eğer ben buradan sağ sağlam çıkarsam, sen dünyanın neresinde olursan ol, vallahi ilk işim seni ziyarete gelmek olucak”der
HAYIRLI CUMALAR