Kader mi Seçim mi? Aynı Hikayenin İki Anlatımı

Abone Ol

“Kadere inanır mısınız?”

Bu soru genelde insanın başına kötü bir şey geldiğinde sorulur. İyi bir şey olduğunda ise kimse kaderi hatırlamaz başarıyı aklımıza, çalışkanlığımıza, hatta biraz da zekamıza yazarız. Kötü günlerde kader vardır, iyi günlerde tercih.

Oysa mesele bu kadar basit değil.

Kader çoğu zaman yanlış anlaşılır. Sanki hayat, biz doğmadan yazılmış, biz de o senaryoda figüran gibi yürüyüp duruyoruz. Oysa böyle düşünmek, insanı hem sorumluluktan kurtarır hem de umuttan mahrum bırakır.

“Ne yapsam değişmez” cümlesi, kader inancının değil, çaresizliğin tercümesidir.

Peki tercihler kaderi belirler mi?

Bence kader, önümüze konan ihtimallerin toplamıdır, tercihler ise o ihtimaller arasından hangisini yaşayacağımıza karar vermemiz. Doğduğumuz ülkeyi, aileyi, bedenimizi seçmeyiz. Bunlar kaderin çerçevesidir. Ama o çerçevenin içine ne çizeceğimiz bize kalmıştır.

Aynı sokakta büyüyen iki insanı düşünün. Aynı okul, aynı imkan, aynı mahalle. Biri hayatını “şartlar böyleydi” diye anlatır, diğeri “o şartlara rağmen” diye.

Hangisi haklıdır? İkisi de. Çünkü kader aynı zemini verir, tercihler hikayeni değiştirir.

Hayat bazen öyle sert çarpar ki, insanın elinde seçenek kalmadığını düşünür. İşte tam orada kaderle tercih arasındaki fark silikleşir.

Ama yine de şunu unutmamak gerekir…

Her zaman koşulları seçemeyiz, fakat koşullara verdiğimiz tepkiyi seçebiliriz. Susmayı, konuşmayı, kalmayı, gitmeyi, kin tutmayı ya da affetmeyi…

Belki de kader dediğimiz şey, tercihlerimizin birikmiş halidir. Dün verdiğimiz küçük kararlar, bugün “kaderim buymuş” dediğimiz manzarayı oluşturur. Yanlış bir iş seçimi, ertelenen bir konuşma, cesaret edilemeyen bir adım…

Hiçbiri kader gibi görünmezken, yıllar sonra kader diye adlandırılır.

Ama burada tehlikeli bir nokta var!

Her şeyi tercihe bağlamak da adaletsizdir. İnsan bazen elinden gelenin en iyisini yapar ve yine de kaybeder. İşte o zaman kader, insanı ayakta tutan bir anlam olur. “Her şey benim suçum değil” diyebilmek, bazen iyileştiricidir.

Belki de doğru soru şu değildir.

“Kader mi, tercih mi?”

Belki asıl soru şudur “Ben payıma düşen tercihi ne kadar cesurca kullandım?”

Kader, bize verilen kartlardır. Tercihler ise o kartlarla nasıl oynadığımız. Ve hayat, ne tamamen yazılmış bir senaryo ne de sınırsız bir özgürlük…

Hayat, ikisinin arasında bir yerde tam da insanın olduğu yerde durur.