Kurban kesmek en başta Allahın bir bizlere bir emredir. Kurban ibadeti, yalnızca bir hayvan kesmekten ibarette değildir. O, teslimiyetin, paylaşmanın ve Allah’a yakınlaşmanın adıdır. Bu yüzden kurban alırken de keserken de İslam’ın belirlediği ölçülere dikkat etmek gerekir. Son yıllarda özellikle “kilo garantili kurban” ve “şu kadar et çıkar” anlayışı sıkça konuşulmaktadır. Peki kurban ibadetinde kilo belirlemek ve garanti vermek doğru mudur?
Kurban bir ticaret malı değil, ibadettir. Elbette alınan hayvanın sağlıklı olması, yaşını doldurmuş olması ve kusursuz olması önemlidir. İnsanlar hayvanın tahmini kilosunu sorabilir, satıcı da yaklaşık bilgi verebilir. Ancak “kesin şu kadar kilo gelir” diyerek garanti vermek hem dini hassasiyet açısından hem de ahlaki açıdan doğru değildir. Çünkü canlı bir hayvanın kesim sonrası net et miktarını tam olarak bilmek mümkün değildir.
Kaldı ki kurban kestiren kişinin verilen kilo ile uyuşmadığında, itirazı oluyorsa kurban zaten kabul değildir.
Yani kurbanda alan satan kişi arasında bir aldatma hissi varsa, ondan zaten kurban olmaz.
Bazı insanlar kurbanı sadece ete indirgemektedir. Oysa kurbanın ruhunda fedakârlık vardır. Hazreti İbrahim’in teslimiyeti, Hazreti İsmail’in sadakati vardır. Kurbanın bereketi yalnız sofralara değil, gönüllere de ulaşmalıdır. Eğer ibadet tamamen “kaç kilo et alacağım” hesabına dönüşürse, manevi tarafı zayıflar.
Din âlimleri, kurbanlık hayvanın canlı olarak görülüp alınmasının esas olduğunu ifade etmişlerdir. Bir de kurban kesilirken yanında kurbanın başında olması gerekir Hazreti Ayşe Validemize peygamber sallallahu sellem efendimiz ya Ayşe kurban keserken kurbanın başında bulun toprakla buluştuğuna şahit ol şeklinde bulunmuşlardır
Burada bir dikkat çekmek istiyorum “kilo üzerinden alım yapılabilir; bunda dinen sakınca yoktur. Ancak aldatma, “abartı ve kesin garanti verme” doğru değildir. Satıcı dürüst olmalı, alıcı da ibadetin özünü unutmamalıdır. Çünkü kurbanda önemli olan etin çokluğu değil, niyetin samimiyetidir.
Her ne kadar alanda satan da bundan bir menfaat ve kâr amacı düşünüyorlarsa, bundan zaten kurban olmaz.
Bugün toplum olarak yeniden kurbanın maneviyatını hatırlamaya ihtiyacımız var. Kurban; gösteriş değil teslimiyet, hesap değil paylaşım, ticaret değil ibadettir. Sofralarımıza gelen et kadar, gönüllerimize gelen rahmeti de düşünmeliyiz. Çünkü Allah katında kurbanın eti ve kanı değil, takvamız değer taşır.
Bu da Kur’an ayetinde şu şekilde geçer:”Onların etleri ve kanları asla Allah’a ulaşmaz. Fakat O’na sizin takvanız (Allah’a karşı gelmekten sakınmanız) ulaşır. Böylece onları sizin hizmetinize verdi ki, size doğru yolu gösterdiğinden dolayı Allah’ı büyük tanıyasınız. İyilik edenleri müjdele.(Hac,37)
Rabbim kestiğimiz kurbanları kabul eylesin, ibadetlerimizi samimiyetle yapabilmeyi nasip etsin.