MELET NEHRİ, MESÛDİYE KAZÂSI, HARÇBELİ FIKRASI!...

Abone Ol

Geçtiğimiz Aralık ayının ortasında Mesûdiye ilçemizde MYO'da bir etkinlik olmuş, konuşmacı TDED Erzurum Şûbe Başkanımız olunca biz de şûbemiz adına 3 yazar arkadaş olarak Ordu Merkezden katılmıştık.
MELET IRMAĞI; MELETİOS KALESİ
Önce, o gün, adını, doğduğu, ilçeye 15 km mesâfedeki Meletios kalesinden alan Melet Irmağı boyunca 90 km kadar gittikten sonra ulaştığımız, ilin, yerleşim tarzı, bitki örtüsü ve iklimiyle içanadolu özellikleri arzeden tek ilçesi olan Mesûdiye'den biraz söz edelim:
KADİM BELDE, ESKİ BEYLİK
Kazânın târihi, M.Ö. 15. yüzyıla kadar uzanır. Hititler, Kimmerler, Medler, Persler, Büyük İskender, Pontus Krallığı, Roma ve Doğu Roma İmparatorluğu, Danişmentliler, Trabzon Rum İmparatorluğu, Anadolu Selçukluları, İlhanlılar, Eretna Beyliği, Kadı Burhanettin Devleti ve Hacıemiroğlu Beyliği dönemlerinde önemli bir yerleşim alanı olmuştur. Osmanlı döneminde 1455 yılında Osmanlı topraklarına katılmıştır.
MİLAS'DAN HAMİDİYE'YE, BELEDİYE'DEN MESÛDİYE'YE
Önceleri Milas adıyla anılan kent, 1891'de II. Abdülhamid'e atfen Hamidiye olarak isimlendirildi. II. Meşrutiyet'in ilanından sonra 1910 yılında Mesûdiye adını alan kaza, 20.05.1933 gün ve 2197 sayılı kanunla da Şebinkarahisar'dan alınarak Ordu İli'ne bağlandı.
Belediye Teşkilâtı ise 1899'da kurularak Aliçavuşoğlu Mustafa Bey de ilk Başkanı olmuştur.
GENEL GİRİŞ, ÖZEL BAKIŞ
Şimdi de, DİL ŞUURU ve TÜRKÇENİN ZENGİNLİĞİ konulu program için Mesûdiye'ye gelen TDED Erzurum Başkanımız Murat ERTAŞ Bey''in dönüşte, Kaymakam Bey'in şahsında Mesûdiye için kaleme aldığı en tâzesinden, yetkin bir kalem ve etkin bir konumdan sıcak değerlendirmeleri, târihe not, hem de kıymeti hâiz güncel değerlendirmeler olması bağlamında buraya aynen alıyoruz:
MESÛDİYE KAYMAKAMI GÖKHAN HÜLAKÜ
"Milas, Hamidiye ve son olarak Mesudiye ismini alan Ordu'nun şirin kasabasını Melet nehri ikiye böler. Güzel tabiatı, göğe yakın yaylalarıyla ve yetmiş bir köyü ile Mesudiye tam bir tatil kasabası... Kışın 15-20 bin olan kasaba nüfusu yazın 150 bine kadar çıkmakta... Yazın yurt dışından ve başta İstanbul olmak üzere diğer şehirlerden gelen Mesudiyelilerle köy yolları, yaylalar, çarşı pazar çok canlı bir hâl alıyor. Bu kadar dağınık ve sabit olmayan nüfusu memnun etmek çok zor.
Kaymakam Gökhan Hülakü kısa sürede Mesudiyelilerin sevgisini, takdirini kazanmış. Bunda Sayın Kaymakam'ın kaymakamlıktan evvel ticaret, farklı memuriyet gibi işlerle meşgul olmasının tesiri var. Yani sosyalleşmesinin, hayatı her haliyle yaşamasının... Küçük yerde evli olması da mühim.
Sosyal ilişkilerde, iletişimde, mesuliyet duygusunda, yönetişimde, toplumsal asabiyede, çözüm üretmede iyi olmak kişinin gün görmüşlüğüyle kesin ilgili.
Bizi "UNESCO 15 Aralık Dünya Türk Dili Günü" münasebetiyle Mesudiye'de ağırlayan Gökhan Kaymakamımızda kısa sürede gözlemlediğim budur. Sayın Kaymakamımızın bahtı tahtı açık olsun."
[16.12.2025 Murat ERTAŞ]
GEREK MİLLET, GEREKSE MEMLEKET
Biz de Murat ERTAŞ Bey başkanımızın duâsına gönülden Âmîn diyor, Mesûdiye ilçemiz ve şahsımız adına sağladığı ictimâî hareket ve irfânî, kültürel bereket dolayısıyla kendisine teşekkürlerle berâber, gerek Mesûdiye'miz, gerekse memleketimizin iyiliği-güzelliği adına genç, dinamik, mes'ûliyetini müdrik, olgun olduğu kadar tecrübeli olduğunu görüp inandığımız Sn. Kaymakam Beyimizin şahsında cümle âmir ve memurlarımıza hayırlı, üstün başarılar diliyor, bahtlarının da tahtlarının da selâmetine her zaman duâcı olduğumuzu belirtiyoruz...
MELET'TEN CENİĞE; FIKRALAR, NÜKTELER
Yazımızın girişinde Mesûdiye yöremizin il bazında bilhassâ iklim ve bölge anlamında farklı olduğuna kısaca değinmiş, en azından içanadoluya has yanaşık düzen toplu köy evleriyle Karadeniz'den ayrı bir coğrafya ve kültürel iklim havası estirdiği ve manzara arz ettiğini belirtmiştik. Artık bundan mı kaynaklanıyor bilmiyoruz; Gümüşhâneli-Bayburtlu benzeri, bir MELETLİ-CENİKLİ söylemi ekseninde sayısız espri, nükte ve fıkralar dolaşır Sâhil-Mesûdiye havzası Melet vâdisi dolaylarında. Bunlardan bir kısmına mahallî yazarımız merhum Sıtkı ÇEBİ de;
ORDU'DA NÜKTE ve FIKRALARIYLA YAŞAYANLAR
kitabında yer vermiş. Biz bugün, uzatmamak ve de ilerde bir yazıyla daha çoğuna yer verebilmek adına, -o da üzerinde biraz tasarrufta bulunarak- bir tânesiyle iktifâ ediyoruz; buyrun:
KEKLİĞİN FİKRİ, TİLKİNİN ŞÜKRÜ!
Ordu eski vâlilerinden Bekir BARAN, Mesûdiye'ye gitmeye karar vermiş. O zamânın şartlarında yol bir hayli uzun. 4-5 saat çekiyor. Bir o kadar da dönüş. Yakınlarından biri vâliye;
- Yolda canınız sıkılabilir. Nâfia müdürümüz çok hoşsohbettir. Onu da yanınıza alsanız! demiş.
Yola çıkmışlar, Gölköy'ü geçip hayli ilerlemişler. Müdürde hiç hareket yok. Ağzını bıçak açmıyor. Vâli buna içerlemiş. Belli de etmemiş. Harçbeli Geçidi'ne gelince arabayı durdurup yaylanın soğuk suyundan içmiş. Arabanın yanına dönünce de:
- Müdür Bey bak; su çok güzel. Buraya kadar gelip te içmemek olur mu?
Müdür istemeye istemeye gidip çeşmeye varınca arabayı hareket ettittirmiş! Bir miktar gidip gözden epey kaybolunca da durdurmuş.
Müdür de geriye dönecek değil ya ileriye doğru çâresizce yürümeye başlamış. Bir saat kadar sonra onlara ulaşmış.
Nâfia müdürü bozuntuya vermeden, ama içten sızlanarak sessiz sessiz giderken, bir zaman sonra, herhâlde biraz da içini dökmek niyetiyle olsa gerek, şöyle arkaya doğru yaslanarak bir fıkra anlatacağını söylemiş. Vâlinin de beklediği bu zâten. Her neyse, başlamış:
- Efendim; vaktiyle bir köyde güzel bir kız varmış. Köyün imamı buna tutkunmuş ama bir türlü yaklaşmaya cesâret edemiyormuş. Kız birgün civardaki göle gidip kimsenin görmediğinden emin bir şekilde yıkanıp çıkınca elbiselerinin yerinde olmadığını, ilerde gencin onları elinde tuttuğunu gördüğünde utanıp tekrar göle girmiş.
Bu defâ delikanlı, şâyet kendisiyle evlenmeye söz verirse elbiselerini verebileceğini ifâde etmiş. Bunun üzerine kız;
- Bu bir şartla olur. Sen de benim gibi göle girerek gusül abdesti alacaksın!
Genç deli-divâne. Aşk da gözü kör edince, bir ümitle göle dalar dalmaz bu defâ da kız onun elbiselerini alarak sırra kadem basmış.
Delikanlı cascavlak ortada kalınca gidip bir ağacın altına saklanmış. O sırada bir tilkinin bir kekliği ağzında tuttuğunu görmüş. Kendi kendine onlar arasında şöyle bir muhabbetin olduğu hissiyle kendince şöylece kurgular yapmış:
- Ey tilki! Ben sana helâlim. Benim gibi dolgun bir avı bulduğun için teşekkür olsun etmelisin ki benim etim sana yarasın!
Bunun üzerine tilki ağzını açar açmaz keklik pır uçup gitmiş. Tilkiye de şöyle söylenmek kalmış:
- Karnı doymadan teşekkür edenin...
Tilkiden gelen ilhamla delikanlı da bu defâ;
- Cünüp olmadan gusül abdesti alanın...
Müdür, en son olarak ta Vali Bey'e dönerek;
- Beyefendi; şimdi de sıra bana geldi:
- İçesi yok iken de su içmeye gidenin!... falan falan falan vs...
Bekir BARAN, taşı tam gediğine koyan bu sözler üzerine epey gülmüş, keyfi yerine gelmiş ve Mesûdiye'ye kadar bu minvâl üzere tatlı bir yolculuk yapmışlar...
DÖNÜŞ YOLU
Evet; fıkra böyle. Bunun bir de dönüşü var. Bir 4-5 saat te o. Artık daha ne fıkralar anlatıldı bilmiyoruz. Ama o günlerle bugünler kıyas bile kabul etmiyor. Bugün 10 saatte bütün ilçelerinizi rahatlıkla dolaşıp, çay üzeri kahve bile içebilirsiniz. Ama o zamanlarda ancak birine gidip gelebilirdiniz.
Hattâ o gün program sonrası hasbihâl ederken tüneller gündeme geldi ve Kaymakamı Bey sayıp-saymadığımızı sordu. Biz de 23 gibi biliyoruz, daha önceki gelişlerimizde saymıştık dedik. O da tam 25 adet diyerek net rakamı ifâde etmiş oldu.
DEREYOLU+TOPÇAM BARAJI
Mâlum, daha önceki yol Gölköy üzerinden dağ sıra gittiği için, bu yol da Melet vâdisinden seyrettiğinden meşhur adı Dereyolu. Yol 114 km'den 87'ye, süre olarak ta 5 saatten 1 saate düştü ama çok emek verildi, masraf yapıldı. Yıllarca sürdü. Topçam Barajı da işin içine girince ardarda şantiye manzaraları yarım asırdır hiç eksik olmadı.
TÜNELLER DİYÂRI, HİZMETLER CİVÂRI
Netîcede, 20 yıl önce tüm bölgede, belki memlekette buradaki kadar tünel yoktu. Rabbimiz, maddî-mânevî katkısı bulunup emek verenlerden râzı olsun. Bizlere de kadrini bilmeyi, Allâh'a şükür ve de eserde müessir kullara teşekkürün idrâkiyle berâber nankörlerden olmamayı nasîp eylesin. Âmîn...
ÂHIR KELÂM; CÜMLEYE DUÂ, SELÂM
Bu duygu ve düşüncelerle berâber cümleyi selâmlıyor, başta Gazze, Doğu Türkistan, Sûdan, Somali, Keşmir ve Sûriye olmak üzere tüm mazlumların yardımcısı olması niyâzıyla Rabbimize yalvarıyor, tekrar hâlleşebilmek ümîdiyle siz sevgili dostlara sevgiler-saygılar sunuyoruz wes'selâm...