''MESELE, TÜRKİYE'NİN ŞEFTALİ YERİNE, MOTOR ÜRETMEK İSTEMESİYDİ"

Abone Ol

         Amerika Birleşik Devletleri, CAATSA yaptırımları olarak bilinen ‘ABD’nin Hasımlarıyla Yaptırımlar Yoluyla Mücadele Yasası’ kapsamında Rusya’dan füze savunma sistemi S-400’ü satın aldığı gerekçesiyle Türkiye savunma sanayisini doğrudan hedef alan yaptırımları uygulamaya soktu.

         Tarihimize dönüp baktığımızda, 1974 yılındaki Kıbrıs Barış Harekâtı nedeniyle, 18 Aralık 1974'te Temsilciler Meclisi'nin kabul ettiği silah ambargosu, Şubat 1975'te başlamış Ağustos 1977'de kısmen, 1978'in Eylül ayında ise tamamen kaldırılmıştı. Türkiye'nin Kıbrıs müdahalesi, antlaşmalardan kaynaklanan haklı nedenlere dayanıyordu. Böyle bir eylem sonrası silah ambargosu uygulanması haksızlıktı. O zamanlar ambargonun sonuçları Türkiye açısından ağır olmuştu.

         NATO 1949'da 12 ülke tarafından imzalanan Kuzey Atlantik Antlaşmasına dayanarak kurulan uluslararası askerî ittifaktır. Örgüt üyeleri herhangi bir dış güçten gelebilecek saldırıya karşı ortak savunma yapmaktadır. Türkiye, NATO'nun 1949'da Washington Antlaşması'nın 12 kurucu üye tarafından imzalanarak kurulmasının ardından, ittifaka 1952'de üye oldu.

Anlaşılacağı üzere ABD ile dost ve müttefikiz. Ya da biz öyle sanıyoruz. Oysa ABD ‘ABD’nin Hasımlarıyla Yaptırımlar Yoluyla Mücadele Yasası’nı onayladı. Türkiye’yi HASIM olarak tanımladı.

Hasım kelime anlamıyla düşman demektir.

         ABD yetkililerinin her demeçlerinde Türkiye için dost ve müttefik ülke diye söze başlamalarının inandırıcılığı kaldı mı?  Tarih zaten bu konu da kimin dost, kimin düşman olduğunu gösteriyor.

Kıbrıs Barış Harekâtı sonrasında haksız yere ülkemize uygulanan ambargoların sonucu bizim açımızdan ağır olmuştu. Ancak ABD’nin unuttuğu bir şey var.

‘’ Türkiye artık 70’lerin ya da 80’lerin Türkiye’si değil. ‘’

Neden mi?

Fazla uzağa gitmeye gerek yok,

Azerbaycan ordusunun, 44 gün içerisinde zaferi ile tamamlanan ve Ermenistan’ı mağlup ettiği savaşta, işgal altındaki Karabağ geri alındı. Dağlık Karabağ'da altı hafta süren savaş 9 Kasım'da imzalanan ateşkes anlaşmasıyla sona erdi. Savaş sırasında Ermenistan kontrolündeki çok sayıda bölgeyi kaybetti.

         İngiliz basınında, Azerbaycan ve Ermenistan arasında varılan anlaşmaya ilişkin analiz ve haberlerde, Dağlık Karabağ'daki savaşın asıl kazananın Türkiye olduğu ve Ankara'nın bölgedeki belirleyici rolünün sabit hale geldiği, Batı'nın ise köşeye itildiği değerlendirmesi yapıldı.

 Azerbaycan'da geçiş töreninde milli yapımımız olan BAYRAKTAR SİHALAR şöyle anons edildi:

  • Sarsıcı -Dağıtıcı - Darbeler vuran - Pilotsuz uçuş aparatı.

Yapılan anonstan bile BAYRAKTAR SİHALARIN savaşın kazanılmasındaki etkisini anlarız.

Bunu hafife alanların şu konuyu araştırmalarını öneririm. Ermenistan savunma silahları nelerdi ve hangi ülke menşeiliydi?

Ya Libya?

         Osmanlı döneminde Trablusgarp Eyaleti olarak adlandırılan Libya, 1553'te Turgut Reis tarafından fethedildi. Bu süreç 1911'deki İtalyan işgaline kadar böyle devam etti. Trablusgarp Savaşı'nın ardından imzalanan Uşi Antlaşması ile Libya'daki fiili Osmanlı hâkimiyeti sona erdi. Yaklaşık 100 yıl sonra Libya’ya giden Türkiye kaybedildi dendiği anda devreye girdi.

         Libya’da dengelerin nasıl değiştiğini Fransız gazeteleri, Ankara'nın yeni nesil silahlı insansız hava araçlarıyla (SİHA) Libya'nın Birleşmiş Milletler nezdindeki meşru temsilcisi Ulusal Mutabakat Hükümeti'ni (UMH) destekleyerek bu ülkedeki güç dengesini değiştirdiğini ve ülkenin doğusundaki gayrimeşru silahlı güçlerin lideri Halife Hafter'i zayıflattığını yazdı.  SİHALARIN sarsıcı dağıtıcı darbeler vuran pilotsuz uçuş aparatı olduğunu kendi söylemleri ile kabul etmiş oldu.

Son günlerde başta PKK ve diğer terör örgütleri ile mücadelede de Yerli ve Milli SİHALARIN rolünü görmekteyiz.

Enerji

Karadeniz’de bulunan doğal gaz, hala aramaların devam etmesi, Akdeniz’de sismik araştırmaların devam etmesi Türkiye açından fevkalade önem arz etmektedir. Bu araştırmaların yerli ve milli olması bir kat daha önemlidir. Avrupa devletlerinin araştırma gemilerimizi durdurmak için neler yaptıklarını hep beraber görüyoruz.

Türkiye sadece denizlerde değil, karada da petrol ve gaz aramalarına hızla devam etmektedir. Güneydoğu petrol keşfimiz bulunmaktadır. İnşallah yakın bir süre içinde açıklanacaktır. Trakya'da da gaz keşfimiz devam etmektedir.

Bu yaptırımlar sadece S-400 sebebiyle değildir. Yeni Türkiye ayağa kalktıkça, söz sahibi oldukça, kendi silahını, mermisini, enerjisini yaptıkça yaptırımlar devam edecektir.

         Prof. Dr. Necmeddin Erbakan’ı rahmetle anarak yazıma da başlık olan sözü ile bitirmek istiyorum.  

         ''Mesele, Türkiye'nin şeftali yerine, motor üretmek istemesiydi.''