Milliyetçiliğini Kaybeden Ülke, Yönünü de Kaybeder mi?

Abone Ol

Bir ülkenin milliyetçiliğini elinden alırsanız sonu Venezuela gibi olur denildiğinde, kulağa sert bir genelleme gibi geliyor. Ama bu cümleyi sloganik bir öfke değil de tarihsel ve siyasal bir uyarı olarak okursak, üzerinde durmaya değer ciddi bir meseleyle karşılaşırız.

Bir toplumu bir arada tutan ortak bilinç çökerse, geriye ne kalır?

Milliyetçilik, çoğu zaman bilinçli olarak karikatürize edilir. Sanki yalnızca bağırmak, dışlamak ya da geçmişle övünmekten ibaretmiş gibi anlatılır. Oysa sağlıklı bir milliyetçilik, bir ülkenin kendine duyduğu özgüvendir.

“Biz kimiz?” sorusuna verilen ortak bir cevaptır. Bu cevap ortadan kalktığında, toplum sadece ekonomik değil, zihinsel bir çözülme de yaşar.

Venezuela örneği tam da burada anlam kazanıyor. Bir zamanlar Latin Amerika’nın en zengin ülkelerinden biri olan Venezuela’nın çöküşü yalnızca yanlış ekonomi politikalarıyla açıklanamaz. Elbette popülizm, plansız kamulaştırmalar ve petrol gelirlerine aşırı bağımlılık büyük rol oynadı. Ama daha derinde, ulusal çıkar fikrinin yerini ideolojik sadakatin alması vardı. Devlet, “ülke” için değil, “dava” için yönetilmeye başlandı. Ortak gelecek fikri buharlaştı.

Milliyetçilik ortadan kalktığında ortaya çıkan boşluk, genellikle evrensel değerlerle değil, çıkar gruplarıyla doldurulur. “Hepimiz bu gemideyiz” düşüncesi yoksa, herkes filikaya koşar. Bürokrat kendi cebini, siyasetçi kendi iktidarını, vatandaş ise sadece günü kurtarmayı düşünür. Uzun vadeli kalkınma, fedakarlık ve toplumsal dayanışma gibi kavramlar anlamını yitirir.

Burada altını çizmek gerekir!

Milliyetçilik, akılsız bir hamaset değildir. Bilime, hukuka ve liyakate düşman olan bir “milliyetçilik” zaten milliyetçilik değil, ülkeye verilmiş zarardır. Ama kendi tarihine, diline, üretimine ve bağımsız karar alma hakkına sahip çıkmayan bir ülkenin de küresel sistemde ayakta kalması mümkün değildir.

Bugün dünyaya baktığımızda farklı ideolojilere rağmen, ulusal çıkar söz konusu olduğunda birleşemiyorsak. devletin devamlılığı tartışma konusu değildir. Çünkü milliyetçilik, görünmez bir omurga gibi sistemi ayakta tutar.

Milliyetçiliğini kaybeden ülke, sadece bayrak sevgisini değil, yön duygusunu da kaybeder. Ne üreteceğini, kimin için çalışacağını, neden fedakarlık yapacağını bilemez hale gelir. Venezuela’nın düştüğü yer tam olarak burasıdır!

Parası olan ama değeri olmayan, halkı olan ama ortak hedefi olmayan bir ülke.

Sonuçta mesele şu;

Milliyetçiliğin yokluğu o ülkeyi savunmasız bırakır. Bir topluma “senin ortak bir hikayen yok” derseniz, yarın o toplumun ortak bir geleceği de olmaz. Ve tarih bize gösteriyor ki, böyle ülkeler genellikle başkalarının yazdığı senaryolarda figüran olmaya mahküm olur.