Uzmanlar, Türkiye’de gelişigüzel ve kontrolsüz antibiyotik kullanımının yalnızca halk sağlığını değil, milli ekonomiyi de ciddi biçimde olumsuz etkilediği uyarısında bulunuyor. Antibiyotiklerin gereksiz kullanımı; doğrudan ilaç harcamalarının yanı sıra, antibiyotik direnci (AMR) üzerinden büyüyen “gizli maliyetlerle” sağlık sistemine ağır bir yük bindiriyor.
Avrupa ülkeleriyle yapılan karşılaştırmalar ise tabloyu net biçimde ortaya koyuyor.
Türkiye, AB Ortalamasının Yaklaşık 2 Katı Antibiyotik Tüketiyor
Sağlık otoritelerinin yayımladığı rehber ve sürveyans dokümanlarına göre Türkiye’de antibiyotik tüketimi, 1.000 kişi başına günlük 42,28 DDD olarak raporlanıyor.
Avrupa Hastalık Önleme ve Kontrol Merkezi’nin (ECDC) 2024 verilerine göre ise AB/AEA ortalaması 20,3 DDD/1000 kişi-gün düzeyinde bulunuyor.
Bu veriler, Türkiye’nin antibiyotik tüketiminin Avrupa ortalamasının yaklaşık iki katı olduğunu gösteriyor.
Ekonomik Kayıp İlaç Parasını Aşıyor
Uzmanlara göre asıl maliyet, antibiyotik bedelinden çok daha büyük kalemlerde ortaya çıkıyor.
Doğrudan Maliyet: Reçete ve İlaç Harcamaları
Gereksiz antibiyotik reçeteleri, SGK ve diğer ödeyici kurumlar açısından doğrudan ilaç bütçesini artırıyor. Ancak bu yalnızca görünen kısmı oluşturuyor.
Antibiyotik Direnci Sağlık Harcamalarını Katlıyor
Antibiyotiklere dirençli enfeksiyonlar;
Hastanede kalış süresini uzatıyor,
Yoğun bakım ihtiyacını artırıyor,
Daha pahalı ve yan etkisi yüksek “yedek antibiyotiklerin” kullanımını zorunlu hale getiriyor.
Türkiye odaklı ekonomik değerlendirmelerde de antibiyotik direncinin yatış sürelerini uzattığı ve sağlık harcamalarını belirgin biçimde artırdığı vurgulanıyor.
İş Gücü Kaybı ve Erken Ölüm Ekonomiyi Zayıflatıyor
Uzayan hastalık süreleri, iş gücü kaybı, verimlilik düşüşü ve erken ölümler; Gayri Safi Yurt İçi Hasıla (GSYH) üzerinde de ciddi olumsuz etki yaratıyor.
Bu durumun ölçeği, Avrupa Birliği örneğinde net biçimde görülüyor:
AB’de antibiyotik direncine bağlı yıllık ek sağlık harcaması ve üretkenlik kaybı yaklaşık 1,5 milyar avro olarak hesaplanıyor.
ECDC, AB/AEA ülkelerinde antibiyotik direnci nedeniyle yılda 35 binden fazla ölüm yaşandığını bildiriyor.
Avrupa’da Sistematik Kontrol, Türkiye’de Yüksek Tüketim
Avrupa ülkelerinde antibiyotik kullanımı;
Düzenli tüketim izleme sistemleri,
2030 hedefleri,
AWaRe (Access–Watch–Reserve) sınıflandırmasıyla yakından takip ediliyor.
2024 itibarıyla AB’de antibiyotiklerin %60,3’ü “Access” grubunda, hedef ise bu oranın %65’in üzerine çıkarılması.
Türkiye’de ise 2015 yılında reçetesiz antibiyotik satışının yasaklanmasıyla önemli bir düşüş sağlansa da, mevcut tüketim seviyesinin hâlâ yüksek olduğu belirtiliyor.
Uzmanlardan Ekonomi Odaklı Politika Paketi Önerisi
Uzmanlar, antibiyotik kullanımını azaltmanın ekonomik açıdan en kârlı sağlık yatırımlarından biri olduğunu vurguluyor. OECD verilerine göre, bu alandaki müdahaleler kişi başına 0,15–1,3 avro gibi düşük maliyetlerle uygulanabiliyor.
Türkiye için önerilen başlıca adımlar şöyle sıralanıyor:
Birinci basamakta hızlı tanı testleri ve klinik karar destek sistemlerinin yaygınlaştırılması,
Hastanelerde antimikrobiyal yönetim ve enfeksiyon kontrolünün sıkı biçimde uygulanması,
Toplumda “antibiyotik talep etme” alışkanlığını kıracak farkındalık kampanyaları,
DDD, AWaRe dağılımı, direnç oranları, yatış süreleri ve maliyet göstergelerinin düzenli raporlanması.
“Bu Sadece Sağlık Değil, Ekonomi Meselesi”
Konuya ilişkin değerlendirmede bulunan Uzm. Dr. Ali Coşkun, gereksiz antibiyotik reçetelerinin hem toplum sağlığına hem de milli ekonomiye zarar verdiğini vurgulayarak, “Fazla ve kontrolsüz antibiyotik kullanımı, ülkemize yapılabilecek en büyük kötülüklerden biridir” ifadelerini kullandı.





