CHP Ordu Milletvekili Mustafa Adıgüzel, Ordu’da görev yapan basın mensuplarıyla bir araya geldi. Samimi bir ortamda gerçekleşen toplantıda Adıgüzel, başta fındık olmak üzere sağlık ve ülke gündemine ilişkin konularda değerlendirmelerde bulundu.
Toplantıda konuşan Adıgüzel, Ordu ve bölge ekonomisinin bel kemiği olan fındıkta üreticinin yaşadığı sorunlara dikkat çekerek, fiyat politikaları ve desteklemeler konusunda atılması gereken adımların altını çizdi.
Adıgüzel konuşmasında şu ifadelere yer verdi:
“Fındıkta sürekli aşağı doğru inen bir ivme var. Fiyatlarla sürekli oynuyorlar. Bu iş tamamen bir algı oyunu. Kimin ne yaptığını çok iyi takip ediyoruz. Hiç kimse endişeye kapılmasın. Bu iş nettir, arz azalırsa talep artarsa fiyat yükselir. Bu sene üreticinin eline geçmiş bu fırsatı üreticinin eline vermeyip, elindeki ürününü ucuza kapatmak için yapılan manipülasyonlar. Bunun başında f tipi yapılanma dediğimiz Ferrero var. Maalesef birkaç tane de ayakçısı var. F tipi yapılanmayı özellikle vurguluyorum çünkü FETÖ gibi çalışıyorlar. Devletle uzantıları var. Yine nasıl Ordu’yu ele geçirdilerse FETÖ, bunlar da Fiskobirliği işlemez hale soktular. Sağra’ya yapılan operasyonların bile arkasında bu Ferrero yapısı var. Dolayısıyla bunlar hep bizi fındıkta domine eden, güçlü tutan kurumları pasifize ederek bu işi yıllardır planlıyorlar.”
Adıgüzel, fındık piyasasında yürütülen süreci yakından takip ettiklerini vurgulayarak açıklamasını şöyle sürdürdü:
“Fakat biz her şeyin farkındayız. Hiçbir üreticimiz endişeye kapılmasın. Bizim ilk söylediğimiz rakam olan 300, arkasından 400 rakamlarına ulaşacak, ulaşmak zorunda. Çünkü fındık yok. Fındık olmadan çikolata diye bir şey olamaz, olursa da böyle olur. O aromayı, o tadı kimse bulamaz. Yabancı haber kanallarına haber yaptırıyor, sonra da habere sahip çıkmıyor. Bir haber atıyor, sonra Türkiye’de üreticilere panik halinde fındığını pazara indirtiyor. Sonra diyor ki bu haberin sahibi ben değilim. Bu oyunları biz çok iyi biliyoruz.”
Devlet kurumlarına çağrıda bulunan Adıgüzel, denetim ve yaptırımların artırılması gerektiğini ifade ederek şunları söyledi:
“Şimdi esas Rekabet Kurulu’nun, Tarım Bakanlığı’nın, hükümetin, aynı FETÖ’yle mücadele eder gibi topyekûn mücadele etmesi lazım. Nasıl ki Rekabet Kurulu Ferrero’yu kıskaca alıp denetime, takibe alıp belli kurallara oturttuysa; onunla birlikte hareket eden Giresun, Ordu, Sakarya’daki firmalar Ferrero ile hareket etmeye devam ederse isimlerini de zikredeceğim. Çünkü benim halkımın, üreticimin ve benim ülkemin alın teriyle, milli geliriyle oynayan kim varsa ifşa edeceğim. Ayaklarını denk alsınlar, derhal milli olmaya, halkının yanında olmaya gayret göstersinler.”
Rekabet Kurulu’nun uygulamalarını da eleştiren Adıgüzel, ceza sürecinin eksik bırakıldığını savundu:
“Hükümete de çağrı yapıyorum. Rekabet Kurumu bu Ferrero’ya fındık alımıyla ilgili belli kurallar oturturken bir şeyi eksik yaptı. Rekabet Kanunu’nda o suçu tespit ettiği zaman cirosunun yüzde 10’u ceza ödemesi gerekiyor. Cirosu 20 milyar doların üzerinde. Yüzde 10’u demek 2 milyar dolar demek. Yani Türkiye’nin fındık ihracatı kadar bir paradan vazgeçti Rekabet Kurulu. Bu parayı Ferrero’ya ödettireceğiz. Bununla birlikte Ferrero ile hareket eden yerli iş birlikçilerine de aynı yöntemler ve yaptırımlar uygulanmalıdır.”
Toprak Mahsulleri Ofisi’nin (TMO) taban fiyatını da eleştiren Adıgüzel, şu ifadeleri kullandı:
“TMO, fındık varmış gibi 350 liraya rağmen hâlâ 200 liradan taban fiyat açıklıyor. Nasıl böyle bir şey olabilir? Bu fındığı aşağı çekecek bir rakamdır. Taban fiyat 200 olunca fındık aşağı iner. TMO’nun derhal taban fiyatı revize ederek 300 liraya çekmesi lazım. Bu şekilde ülkenin alın teri karşılık bulabilir.”
Üreticilere de çağrıda bulunan Adıgüzel, açıklamasını şöyle tamamladı:
“Üreticiler sakin kalarak elindeki ürünün hiçbir zaman değerinin düşmeyeceğini bilerek hareket etsinler. İki yıl önceki fındığını TMO’ya satan üreticiler oldu ve kârlı çıktılar. İki yıl sonra bile o fındık değer etti. Hiç kimse elindeki fındığın değersizleşerek zarar edeceğini düşünmesin. Benim mücadelem üreticinin elinde kaldığı için fındık üreticimizin alın terini öncelikle savunmaktır. Tabii ki sanayicimizi de, fındığın diğer paydaşlarını da savunuyoruz ama öncelik emek vererek ülkemize ve ailesine katkı sağlayan üreticidir. Ben tekrar üreticilerimizin panik yapmamasını istiyorum. Eninde sonunda bu fındık 300 TL’yi geçerek 400 lirayı görecektir. 350 lirayı gören fındık 200’lere düştüyse satmayın, evde dursun daha iyidir.”