10 Eylül Dünya İntiharı Önleme Günü dolayısıyla açıklama yapan Ordu Tabip Odası Yönetim Kurulu Üyesi Uzm. Dr. Mustafa Akcan, TÜİK verilerine göre Ordu’da 52 intihar vakası kaydedildiğini belirterek, intiharın önlenebilir bir halk sağlığı sorunu olduğunu vurguladı. Akcan, erken tanı ve psikiyatrik desteğin önemine dikkat çekerek toplumun tüm kesimlerine sorumluluk çağrısında bulundu.
10 Eylül Dünya İntiharı Önleme Günü dolayısıyla açıklamada bulunan Ordu Tabip Odası Yönetim Kurulu Üyesi Uzm. Dr. Mustafa Akcan, intiharın biyolojik, psikolojik ve sosyal etkenlerin birleşimiyle ortaya çıkan çok boyutlu ve önlenebilir bir halk sağlığı sorunu olduğunu belirtti.
"Ordu'da 52 İntihar Vakası Kaydedildi"
İntiharın tek bir nedene indirgenemeyeceğini ve önleyici adımların hayati önem taşıdığını ifade eden Uzm. Dr. Mustafa Akcan, istatistiki verileri ve risk faktörlerini şu sözlerle paylaştı:
TÜİK verilerine göre Türkiye’de 4.599 kişi intihar sonucu yaşamını kaybetmiş, kaba intihar hızı yüz binde 5,36 olarak gerçekleşmiştir. Ordu’da ise 52 intihar vakası kaydedilmiştir. İntihar; biyolojik, psikolojik ve sosyal etkenlerin karşılıklı etkileşimiyle ortaya çıkan çok boyutlu bir halk sağlığı sorunudur. Depresyon, kronik hastalıklar, ekonomik güçlükler ve sosyal izolasyon başlıca risk faktörleri arasındadır. Çoğu olguda görünen son olay, altta yatan çok sayıda risk faktörünün oluşturduğu sürecin yalnızca bir parçasıdır.
"Toplumun Tüm Kesimlerinin Ortak Sorumluluğu"
Erken tanı, koruyucu sağlık hizmetleri ve medyanın sorumluluğuna değinen Akcan, çözüm önerilerini ve izlenmesi gereken yöntemi şu ifadelerle dile getirdi:
İntihar önlenebilir bir halk sağlığı sorunudur. Özellikle birinci basamak sağlık hizmetlerinde depresyon ve intihar riskinin erken fark edilmesi, riskli bireylerin psikiyatri hizmetlerine hızlı şekilde yönlendirilmesi büyük önem taşımaktadır. Medya ise intihar haberlerinde yöntem ayrıntılarından ve sansasyonelleştirmeden kaçınarak sorumlu bir yayıncılık anlayışı benimsemelidir. İntiharların önlenmesi yalnızca sağlık çalışanlarının değil, toplumun tüm kesimlerinin ortak sorumluluğudur.





