CHP Ordu Milletvekili Mustafa Adıgüzel, Diyanet İşleri Başkanlığı ile Türkiye Gençlik Vakfı (TÜGVA) arasında gerçekleştirildiği öne sürülen umre organizasyonuna ilişkin iddiaları Türkiye Büyük Millet Meclisi gündemine taşıdı. Adıgüzel, söz konusu organizasyonda TÜGVA üyelerine piyasa fiyatının çok altında bir ücret uygulandığını belirterek, aradaki farkın kamu bütçesinden karşılanıp karşılanmadığını sordu.

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’ın yanıtlaması istemiyle soru önergesi veren Adıgüzel, basına yansıyan bilgilere göre 2025 yılı içerisinde yaklaşık 1.400 kişilik bir TÜGVA grubunun umreye götürüldüğünü ifade etti. Normal şartlarda umre bedelinin vatandaşlar için 1.500 dolar olduğunu belirten Adıgüzel, TÜGVA mensuplarından yalnızca 500 dolar alındığı iddiasını gündeme getirdi.

“40 Milyon TL’lik Kamu Zararı mı Var?”

CHP’li vekil, kişi başı 1.000 dolarlık farkın kamu kaynaklarından karşılandığı iddiasına dikkat çekerek, bu uygulamanın toplamda yaklaşık 40 milyon TL’lik bir maliyete ulaştığının öne sürüldüğünü dile getirdi. Adıgüzel, kamu kaynaklarının belirli bir vakıf lehine kullanılıp kullanılmadığının net bir şekilde açıklanması gerektiğini vurguladı.

“Katılımcı Profili Kimlerden Oluşuyor?”

Önergede dikkat çeken bir diğer başlık ise organizasyona katılan kişilerin profili oldu. Adıgüzel, umre kafilesinde hakkında adli soruşturma bulunan, kaçakçılık, silah bulundurma ya da yüz kızartıcı suçlardan işlem yapılmış kişilerin yer alıp almadığını sordu. Katılımcı listesinin kim veya kimler tarafından hazırlandığının da açıklanmasını istedi.

Sayıştay İncelemesi Var mı?

Adıgüzel ayrıca, organizasyona Diyanet personeli ile bazı gazetecilerin dahil edilip edilmediğini ve bu kişilerin giderlerinin kurum tarafından karşılanıp karşılanmadığını da gündeme taşıdı. Kamu bütçesinden yapıldığı iddia edilen bu harcamalarla ilgili Sayıştay tarafından herhangi bir inceleme başlatılıp başlatılmadığının da yanıtlanmasını talep etti.

CHP Ordu Milletvekili Mustafa Adıgüzel, kamuoyunda tartışma yaratan iddiaların şeffaflık ilkesi gereği tüm yönleriyle aydınlatılması gerektiğini belirterek, “Kamu kaynaklarının kimler için ve hangi gerekçelerle kullanıldığı netleşmelidir” dedi.