Eski olmadan yeni olmuyor. Yeniyi anlamak, yarını iyi ve sağlam kur(gula)mak için eskiyi bilmek lâzım. Çünkü eski tecrübe demektir. 
Tabîki iyileri alıp devam ettireceğiz, kötülerden alacağımız şeyse yalnızca ibret olacak; bir daha yapmamak adına.
Yenilere de kapılmayacağız şuursuzca. Ölçüp biçeceğiz inancımız, örfümüz, neslimiz ve geleceğimiz adına. 
Kısaca; Millî Şâirimiz Mehmet Âkif merhûmun dediği gibi:
Eski, eski olduğu için atılmaz kötü olduğu için atılır; yeni yeni olduğu için alınmaz, iyi olduğu için alınır.
Böylece ölçüyü de aldıktan sonra şimdi şöyle eskilere doğru gideceğiz biraz. Bunun için de farkı farkedip hasret ihtiyâcı duyanların cümlelerine başvuracağız. Dolayısıyla; nostaljik diye tâbir edilen paylaşımlara geçebiliriz:
BİZİM ZAMANIMIZDA TUTUMLU İNSANLAR VARDI
Önce tutumlu olmak. Eskilerin en dikkât ettiği şeydi. Şimdi israf çok. Başta su diyelim, elektrik diyelim; gerisini siz anlayın:
ESKİLERDE KİBRİT KULLANIMI
Bizim zamanımızda kibritler vardı ve ocaklar ve sobalar bu kibritle tutuşturulurdu..
Kibrit yakılınca ucu yandı. Ucu yanan kibritler, ucu yandı diye çöpe  atılmaz, lâzım olduğunda evin bir yerinde yanar ateş varsa oradan oraya  ateş bu ucu yanmış kibrit çöpü ile olurdu. 
KÂĞIDA, HER ŞEYDEN ÖNCE SAYGI
Boş kağıt atılmazdı bir defâ. Yazı maddesi olduğu için saygı da duyulurdu. Kullanılmış, gazete gibi ağıtlar da asla atılmaz saklanırdı. Ocaklar ve soba bu kağıtlarla tutuşturulur du...
GAZ, PETROL, VİTA YAĞ TENEKELERİ
Bizim zamanımızda bakkallar da teneke kutularda nebati yağ da satarlardı. Benzinliklerde de sanâyi yağı tenekeleri olurdu. Onlar atılmaz. Bağda-bahçede, harmanda, kilerde çeşitli işlerde kullanılırdı.
 Evde kullanılan yemeklik yağın markası da hep Vita idi..
 Biten tenekeler atılmaz, gazocağında ısıtılarak içindeki katı yağ  bulaşığının erimesi sağlanır ve sıvılaşmış bu yağ, bir bardağa alarak  bir sonraki yemekte kullanılırdı. 
SAKSI YERİNE DE KULLANILIRDI
 Bu işin sonrasında yıkanıp  paklanan teneke kutunun ağız kenarları çekiç ya da keserle ezilip  çapakları alınır ve dibine yakın bir delik delinirdi. Daha sonra toprak  doldurulan ve içine dayanıklı bir çiçek ekilen teneke kutu, balkonun  kenarındaki dizide yerini alırdı.
* BALKONLAR ÇİÇEK BAHÇESİ*
 Sokağın ucundan bakıldığında  yanyana sarı kırmızı etiketleri ile vita kutuları ve onlardan  ormanmışçasına fışkıran çiçekler ekilirdi. 
 Ekilen çiçekler genelde sardunya ve begonya olurdu...
YA MİNTAX KUTULARI!...
Bizim zamanımızda; Mintax kaplarını atmaya gönül razı olmazdı. Kaplar  güzelce temizlenir, kurutulur, sonra içine düğme, çengelli iğne, bozuk  para konurdu. 
 Bozuk para deyip geçmeyin, en olmadık zamanda eline gelir, yüzünü güldürürdü.
TAHTA ÇAMAŞIR MANDALLARI!
Bizim zamanımızda; Yıkanan çamaşırlar balkon iplerine asıldığında rüzgardan düşmesinler diye tahta mandallarla tutturulurdu..
 Bu tahta mandallar zaman içinde kırılır veya yayları düşerdi.
 Mandallardan yayı bozulanların tahtaları yakılmaz, bir kutuya konur, sağlam yayı olup da tahtası kırılanlarla eşlenirdi..
GELELİM SOFRA BEZLERİNE!..
Bizim zamanımızda; İnsanlar yer sofrasında yeyip, çayı hemen sonrasında  bağdaş kurarak içerler, yemekten sonra sofra bezi bahçenin alt  köşesindeki tavuk kümesine silkelenirdi. Yazları karpuz kabukları iyice  didiklesinler diye tavuklara verilirdi. Çay çöpleri belli bir sıra ile  çiçeklerin diplerine, vita tenekelerine dökülürdü. 
ÇAYDAN, ÇÖPTEN GÜBRE!
Öyle de bir gübre  olurdu ki. Çiçekler azar kudururdu. 
 Bizim zamanımızda; bir kırıntı ekmeği bile tavuklarına vererek değerlendiren tutumlu insanlar vardı..
(Haluk CANGÖKÇE)
EDEP-ÂDAP TA FARKLIYDI
Yan yanayken saate bakmanın ayıp olduğu zamanlardı..
Evveldi. Güzeldi..
Karşılıklı oturdun mu masaya, bir gözlere bir de uzaklara bakılırdı, eski yad edilirken. Evveldi. Güzeldi. 
TELEFON YOK, MUHABBET ÇOKTU
Ellerde telefonlar yoktu..
Çocuktuk. Büyükler, eski günleri konuşurken uyuyakalmak diye bir şey vardı. 
Evveldi. Güzeldi..
SEVGİLER-SAYGILAR KARŞILIKSIZDI
Sevmeler sessiz ve sebepsizdi. Ne gösterişe gelir, ne nedenlere sığardı. Evveldi. Güzeldi. 
Her şeyden önce samimiyet gelirdi...
SEVDÂLAR SIRLI, YÂR HATIRLIYDI
Sevda sırdı. Söylenmezdi. Sevilenin adına türküler yakılır ama onun ardından kimseye yakınılmazdı. 
Evveldi. Güzeldi..
Eşyalar pahası ile değil, hatırası ile kıymetlenirdi. İnsanlar aldıkları ile değil, verdikleriyle değer ifade ederdi. Evveldi. Güzeldi..
SÂHİ; UTANMAK DİYE BİR ŞEY VARDI. EVVELDİ. GÜZELDİ
Yüzsüzlük, profesyonellik adı altında prim yapmıyordu..
Evveldi. Güzeldi..
Dert çekmenin bile bir adabı vardı. 
Gönlün yükü, gözlerden anlaşılırdı.
Gönülden geçen ile dilden dökülenin arası böylesine uzak, böylesine hoyrat değildi. 
Evveldi. Güzeldi.

Biz bu içimizdeki uçurumları ve kalpler arasındaki mesafeleri sonradan icat ettik. 
Evveldi. Güzeldi. 
Henüz yenilmemiştik kendimize..
MUTLULUK FOTOĞRAFLARDAN TAŞARDI
Mutluluklar fotoğraf karelerinden ibaret değildi. Evveldi. Güzeldi. 
Mutlu edilmek isteği hastalıklı bir hal almamıştı.
Eşyalar değil, insanlar ağırlanırdı evlerde ve kalplerde. 
Evveldi. Güzeldi. 
BÖYLESİNE YALNIZ DEĞİLDİK
Henüz bu kadar yalnız değildik.
Evveldi. Güzeldi. 
Başkalarınca beğenilmek her şeyden önemli değildi...!
SÖZ ŞİMDİ DE Yâdigâr GİDİCİ'de
Eskici değilim ama
Eskiye dair her şeyi severim.
Hatta eskicilerin sattıkları ne varsa içimi burkar bakarken benim..
KİM BİLİR, KİMLER?
Kim bilir kimlerin yaşanmışlıkları duruyor o tezgahlarda,
Kim bilir bir eski lamba da kaç kişi kaç fırtınalı kışı geçirdi
Yada bir eski koltukta kimler ağırlandı ...
HANGİ EVLER, NASIL KAPLAR?
Hangi mutluluklar hangi hüzünler konaklanıp soluklandı..
Ne bilim bir bakır sahanda ne harika yemekler yapıldı
Yada iki yumurta pişirilip elhamdülillah denilip yetinildi...
KANAAT, TEVEKKÜL, SABIR
Kadını adamı yetinmeyi bilirdi
Çoluk çocuk ta öyle yetiştirilirdi ...
YA ŞİMDİ NASIL?
Şimdi öylemi ,
Her şey çerez gibi tüketiliyor
İnsanları mutlu etmeye hiç bir şey yetmiyor...
Eşyası insanı her şey kullanılıp atılıyor...
ÖLÜM HİÇ GÜNDEMDE DEĞİL!
Çünkü ölüm kimsenin aklına bile gelmiyor...
Oysa hayatla ölüm birlikte yürüyor
Bir gün hayat geride ölüm bir adım öne çıkacak sadece...
FOTOĞRAF BİLE BİR RESETLİK!
Ve geriye sarımtırak bir fotoğraf bile kalmayacak geriye ,
Çünkü anlar anılar bir sim kartta
O da bakıyor bir resete ...
ANLADINIZ MI ŞİMDİ NEDEN?
Şimdi anladınız mı neden eskileri seviyorum ...
Geriye kalıcı bir şey bırakmayacak olmak ne kötü bir düşünsenize ...
Hiç yaşamamış, hiç acı çekmemiş hiç bir hayata değmemiş gibi yok olup gideceğiz..."
İNANÇ, ÖRF, İSTİKÂMET; CENNET
İnşâllâh; eskilerden, yenilerden ibret alıp hayâtımızı inanç ve örfümüz istikâmetinde, insan onuruna yakışır bir şekilde yaşamaya muvaffak olmak; hiç yaşamamış gibi  bu dünyâdan geçip gidenlerden olmamak niyet ve azmini nasîp edip müyesser kılması niyâzıyla Rabbimize yalvarıyor, cümleye sevgiler-saygılar sunuyoruz wes'selâm...