Geçtiğimiz gün bir sohbette konu güç meselesine geldi.

Birisi rahatça söyledi;

“Eeee, bu durum ikili oynamayı kaldırıyor. Güç için bu lazım.”

Cümle havada asılı kaldı, kimse itiraz etmedi.

Bir arkadaşımla sonrasında düşündük;

Gerçekten olay bu mu?

Kısa vadede bu strateji işe yarıyor gibi görünüyor. İnsanlar kapıları açık tutuyor, riskleri erteleyebiliyor, düşmemiş gibi hissediyor. Herkes herkesin yanında ama kimse kimseyi tutmuyor. Söylenen sözler yarım, susulanlar fazla.

İnsanlar kendilerini değil, ihtimalleri koruyor. Bugün söylenen yarın geri alınabiliyor, verilen söz, şartlar değiştiğinde askıya alınabiliyor.

Ama asıl mesele, toplumu bir arada tutan görünmez iplerde.

Etik, ahlak, güven, sözün ağırlığı…

Bunlar görünmez ama güçlü iplerdir.

İnsanlar genellikle “ip yerinde duruyor mu” diye bakmaz varlığı fark edilmez, çünkü ipler sağlam olduğu sürece hayat sessizce taşınır.

Ama ya ip koptuğunda?

O zaman her şey açığa çıkar. Bağların ne kadar zayıf olduğu, ilişkilerin ne kadar kırılgan olduğu bir anda görünür olur.

İkili oynamak tam da bu kesiş anlarının modern karşılığı.

Kısa vadede güç kazandırır, insanı güvende tutar gibi görünür. Ama her kesilen ip, birlikte durma kapasitesini biraz daha zayıflatır.

Güç vardır belki, ama bağsız bir güçtür. Dayanmaz, paylaşılmaz, sürdürülemez.

Zamanla birey çözülür. Sürekli pozisyon değiştiren biri, kendi sesini kaybeder.

Ne düşündüğünü değil, neyin işe yarayacağını söyler.

Kısa vadede ayakta kalabilir, ama uzun vadede hem kendisi hem etrafındakiler için güvenli bir zemin bırakmaz. Bu bireysel erozyon, topluma da sirayet eder. Kurumlar ilke üretmez, ilişkiler derinleşmez, ortak değerler taşınmaz.

Herkes ayakta gibidir ama kimse sağlam durmaz.

Ve belki de en sarsıcı olan şey şu…

İnsanlar ipleri görünmez olduğu için işe yaramaz olarak değerlendirir. Oysa toplumun görünmez ipleri koparken, birlikte durma yeteneği kaybolur.

Kısa vadede güç kazanılır, uzun vadede ise güven, bağlılık ve dayanışma erozyona uğrar.

Sohbet bitti, konu değişti. Ama o cümle aklımızda kaldı

“Güç için bu lazım.”

Belki de asıl düşünmemiz gereken şudur…

Bu ipleri keserek ayakta kaldığımızı sanıyoruz, ama gerçekten ayakta mıyız?

Yoksa sadece birbirimize tutunmadan düşmeyi öğrenmiş insanlar mı oluyoruz?