Hayatta güzel şeyler isteyen çok insan var.

Daha iyi bir iş, daha mutlu bir ilişki, daha sağlıklı bir beden, daha anlamlı bir hayat…

Liste uzayıp gidiyor.

Dilekler büyük, hayaller parlak.

Ama garip bir şekilde çoğu hikaye aynı yerde takılıp kalıyor!

Harekete geçme noktasında.

Sanki bir yerlerde görünmez bir sihirli değnek varmış da, doğru zamanda doğru dileği fısıldadığımızda hayat aniden şekil değiştirecekmiş gibi bekleniyor. Oysa hayat, masallardaki gibi “oldu” diye ilerlemiyor.

Hayat, “yaptım” dediğimiz yerden başlıyor.

İstemek kolay…

Hatta çoğu zaman keyifli.

İnsan, hayal kurarken kendini güçlü hissediyor. Ama iş eyleme gelince, işte orada ağırlık başlıyor. Çünkü adım atmak risk içerir.

Yorulmayı, hata yapmayı, bazen de hayal kırıklığını kabul etmek gerekir.

Beklemek ise daha güvenli sorumluluğu zamana, kadere, koşullara atabiliyorsunuz. Başarısız olursanız suçlu siz olmazsınız. Şartlar uygun değildi der geçersiniz…

Ama acı bir gerçek var!

Hayat, hareketsiz dileklere cevap vermiyor maalesef…

“Bir gün başlayacağım” denilen o gün çoğu zaman hiç gelmiyor. “Şartlar uygun olunca” denilen şartlar hiçbir zaman tam anlamıyla oluşmuyor. Çünkü çoğu şart, ancak yola çıkınca şekilleniyor. Cesaret, hareketten önce gelmiyor hareketin içinden doğuyor.

Şunu kabullenmek gerekiyor!

Kimse gelmeyecek.

Kimse kapınızı çalıp “Artık hazırsın” demeyecek. O motivasyon videosu, o kitap, o konuşma… Hepsi ilham verebilir ama yürüyen sizin bacaklarınız olmak zorunda.

Hayat kimseyi yerinden kaldırmıyor, sadece yürüyene yol açıyor.

Elbette bu, herkesin her zaman güçlü olması gerektiği anlamına gelmiyor. Korkmak insani, yorulmak doğal, durup düşünmek gerekli. Ama durmayı yaşam biçimi haline getirdiğimizde, hayal kurmak da bir tür kaçışa dönüşüyor. Güzel şeyler istemek yetmiyor o güzelliğin bedelini ödemeye razı olmak gerekiyor.

Belki de soruyu değiştirmeliyiz. “Neden olmuyor?” yerine “Ben bunun için bugün ne yaptım?” demeliyiz. Büyük adımlar atamıyorsak küçük adımlarla başlamalıyız. Çünkü hayat, niyet defterine değil, adım listesine bakıyor.

Son söz şu…

Hayatın sihirli bir değneği yok.

Ama iradesi var, emeği var, sabrı var.

Ve evet, bazen mucizeleri var. Ama o mucizeler genellikle yolda olanların başına geliyor.

Duranlar sadece hayal kurar. Yürüyenler hikaye yazar.