Bugün benim doğum günüm. Yani kişisel yılbaşım. Yeni bir yaşa girerken insanın aklına ister istemez geçen zaman düşüyor. Bir yıl önceki halinle bugünkü halin arasında dolaşıyorsun. Nelerin değiştiğini, nelerin aynı kaldığını, kimlerin hayatına dokunduğunu, senin kimlerin hayatına dokunabildiğini düşünüyorsun.

Ben de düşündüm.

Ne öğrendin derseniz, en başta hayatın biriktirmekten ibaret olmadığını öğrendim. Bazen insan bir şeyler kazanarak, bazen bir şeyleri geride bırakarak çoğalıyor. Yeni insanlar tanıyorsun, bazılarıyla dost oluyorsun, bazılarını çok seviyorsun. Bir bakıyorsun, bir zamanlar hayatının önemli bir yerinde duran insanlar artık hikayenin başka bir sayfasında kalmış. Eskiden buna üzülürdüm belki. Şimdi insanın hayatında her şeyin ve herkesin aynı yerde, aynı şekilde kalamayacağını daha iyi anlıyorum. Bazı karşılaşmalar ömürlük oluyor, bazılarıysa sana kendinle ilgili bir şey öğretip geçiyor.

Bu yıl bol bol okudum. İzledim, dinledim, öğrendim. Bazen bir kitabın içinde kayboldum, bazen bir filmden sonra uzun uzun düşündüm. Bir yerde duyduğum bir cümleyi alıp sevdiklerime anlattım. Hatta bazen bir şey anlatırken konudan konuya geçip kendimi bambaşka bir düşüncenin içinde buldum. Ne yapayım, insan merak edince susamıyor.

Çünkü öğrenmenin güzel bir tarafı var!

Dünyayı tanıdıkça onun ne kadar büyük olduğunu, kendini tanıdıkça da içinde henüz keşfetmediğin ne çok şey bulunduğunu görüyorsun. Her yeni bilgi başka bir soruya kapı açıyor. İnsan bir şeyler öğrendikçe tamamlanmıyor aksine, öğrenilecek ne çok şey olduğunu fark edip hayata biraz daha merakla bakıyor.

Ben bu merakı hiç kaybetmek istemiyorum. Bir kitabın altını çizerken duyduğum heyecanı, yeni bir şey keşfettiğimde içimde beliren o küçük sevinci, bir dostumla saatlerce konuşurken zamanın nasıl geçtiğini unutmayı… Bunlar benim hayattan aldığım en güzel paylardan bazıları.

Bir de şu var, insan yaş aldıkça her şeyi çözdüğünü sanmasın sakın. Bence tam tersi oluyor. Öğrendikçe bilmediklerinin çoğaldığını görüyorsun. Eskiden cevabını aradığın bazı soruların artık o kadar da önemli olmadığını fark ediyorsun. Bazı sorularınsa cevabını bulmaktan çok, onlarla yaşamayı öğreniyorsun. İnsan biraz da böyle büyüyor işte her şeyi bilerek değil, her şeyi bilmek zorunda olmadığını anlayarak

Bir de mücadele var.

Bu yıl bana mücadele etmenin, çabalamanın, bazen yorulsan da yoluna devam etmenin ne demek olduğunu yeniden öğretti. İnsan bazı şeylerin kolayca olmasını istiyor. Hemen olsun, hemen sonuçlansın, beklediğimiz cevap hemen gelsin… Oysa hayatın bizim acelemizle pek ilgisi yok. Bazen bekletiyor, bazen sınırlarımızı gösteriyor, bazen de hiç hesapta olmayan bir yerden yeni bir yol açıyor.

Ve ben şuna inanıyorum…

Mücadelenin olduğu yerde yaşam buram buram kokuyor. Çünkü mücadele varsa bir umudun, bir isteğin, bir ihtimalin var demektir. Bir şeyleri değiştirmek için uğraşıyorsun. Kendinle, hayatla, koşullarla bir pazarlık içindesin. Her zaman kazanmak zorunda değilsin, bazen yalnızca denemiş olmak bile sana kendin hakkında çok şey söylüyor.

Mücadele etmediğimizde her şey bitiyor mu, bilmiyorum. Ama insanın içinde uğruna heyecanlanacağı hiçbir şey kalmadığında hayatın renkleri biraz soluyor sanki. Ben yeni yaşımda, ne olursa olsun içimde bir şeylere heves duyabilmeyi diliyorum. Bir fikre, bir kitaba, bir hayale, yeni bir başlangıca…

Bütün bunları düşünürken kendimle ilgili öğrendiğim bir şeyi de unutmuyorum. 93 kilodan 57 kiloya düştüm. Bunu yalnızca fiziksel bir değişim olarak görmüyorum. Bir hedef belirleyip onun için emek vermenin, sabretmenin ve istikrarlı olmanın bana neler kazandırabileceğini gördüm. İnsan bazen kendine inanmak için büyük cümlelere ihtiyaç duymuyor, dönüp arkasına bakması yetiyor. Bir zamanlar zor görünen bir şeyin bugün hayatının gerçeği olduğunu görmek, insana kendi gücü hakkında başka bir şey söylüyor.

Belki de bu yılın bana bıraktığı en güzel düşünce şu…

Kendimizi değiştirebilme ihtimalini hiçbir zaman küçümsememeliyiz. Bugün olduğumuz kişi, yarın olacağımız kişinin son hali değil.

Şimdi önümde yeni bir yaş var. Neler getirecek, kimlerle tanıştıracak, hangi düşüncelerimi değiştirecek, hangi hayallerime yaklaştıracak bilmiyorum. Bilmediğim için de heyecan duyuyorum.

Eskiden belki yeni yaşımdan daha çok şey beklerdim. Şimdi dileklerim biraz daha başka. Sevdiklerimle güzel sofralarda buluşayım, içten kahkahalar atayım, yeni şeyler öğreneyim, sevdiğim işi yapayım, emek verdiğim şeylerin karşılığını göreyim. Hayatı kaçırmaktan korktuğum için acele etmeyeyim, bazen durup yaşadığım anın içinde kalmayı da bileyim.

Ve en çok da kendimle aram iyi olsun.

Çünkü insanın bütün hayatı boyunca yanında taşıdığı tek kişi yine kendisi. Nereye giderse gitsin, kimlerle tanışırsa tanışsın, hangi hayatın içinde bulunursa bulunsun, sonunda kendisiyle baş başa kalıyor. O yüzden insanın kendi hikayesini sevebilmesi, eksiklerini kabul edebilmesi, yeniden başlayabileceğine inanması çok kıymetli.

Bugün benim doğum günüm. Bir yaşı daha geride bıraktım. Bütün sorularımın cevabını bulmadım, bütün meselelerimi çözmedim, her şeyi anlamış da değilim. Ama hala merak ediyorum, hala öğreniyorum, hala seviyorum, hala mücadele ediyorum.

Galiba şimdilik bundan daha güzel bir doğum günü hediyesi yok.

Yeni yaşımdan dileğim çok şey değil aslında…

İçimdeki merakı, sevmeye olan inancımı ve yaşama hevesimi hiç kaybetmeyeyim. Mücadele edecek gücüm, paylaşacak hikayelerim, birlikte güleceğim dostlarım olsun. Gerisi bir şekilde yolunu bulur.

İyi ki doğmuşum. İyi ki bu hayatın içinden geçiyorum. İyi ki önümde, henüz nasıl bir hikaye olacağını bilmediğim yeni bir yaş var.

Haydi bakalım hayat, bu yıl da anlatacaklarımız biriksin.